Türkiye, 2007 yılını cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarıyla geçirdi. CHP, Abdullah Gül'ün seçilmesini önlemek için siyasi gerilimi artırdı. Meclis'i kilitlemek için de '367 şartı'nı ortaya attı. '367 planı'nın devreye girmesi, Mehmet Ağar'ın liderliğindeki Demokrat Parti ve Erkan Mumcu'nun liderliğindeki Anavatan'ın destek vermesine bağlıydı. İki lider, CHP'yle birlikte hareket etti. Ancak halk 22 Temmuz seçimlerinde iki partiyi de ağır bir şekilde cezalandırdı. Baraj altında kalan DP'nin lideri Ağar istifa etti. Yerine demokrasi mesajları veren Süleyman Soylu geçti. Anavatan ise umudunu, kan tazeleyen DP ile birleşmeye bağlamış durumda. O süreçte olacakları öngören tecrübeli bir siyasetçi vardı: "Eski Bakan Hasan Celal Güzel." Radikal Gazetesi'ndeki köşesinde "ANAP'lı dostlara tavsiye ve ikaz", "DYP'li dostlara tavsiye ve ikaz" başlıklı yazılar kaleme aldı. Ardından parti yöneticilerini ziyaret ederek bizzat uyardı: "Meclis'teki oylamalara katılın, aksi takdirde silinip gidersiniz." Güzel, şimdi kapatma davası ve halkoylaması konusunda farklı mesajlar veren MHP'yi uyarıyor: "Sakın oligarşik jakobenlerin tuzağına düşmeyin. Barajın altında kalırsınız."
Güzel, bugün de benzer bir sürecin yaşandığı kanaatinde. AK Parti'ye kapatma davasıyla birlikte bir kez daha millet iradesinin baskı altına alındığını düşünüyor. Güzel'in bu seferki muhatabı MHP. Bu partinin kritik bir konumda olduğuna dikkat çekiyor. Güzel, "Sayın Bahçeli eğer parti kapatma konusunda en baştaki tavrını gösteremez ve demokratik tavrını sürdüremezse ilk seçimlerde yüzde 10'un altında kalır." şeklinde konuşuyor.
MHP, neden fikir değiştirdi?
Güzel, MHP'nin kritik meselelerdeki duruşuyla kendisini ümitlendirdiğini vurguluyor. Gerek cumhurbaşkanlığı seçimindeki gerekse başörtüsü konusundaki tavrını takdirle karşılıyor. MHP'nin iki konuda diğer partilerin akıbetinden ders aldığını gösterdiğini dile getiriyor. Bahçeli'nin, kapatma davası konusunda ilk başta demokratik bir tavır takındığı düşüncesinde. Bunun neticesinde, kamuoyu araştırmalarına göre parti puanının arttığını söylüyor. Son günlerde bu duruştan bir sapma olduğuna işaret ediyor. Söylem değişikliğinin nedenini sorgularken şunları kaydediyor: "MHP, belirli yerlerden dayatma neticesinde midir, 'Sizi de kapatırız ha' diye tehdit edilmesi sebebiyle midir yoksa antidemokratik çevrelerden baskı geldiği için midir bilinmez, çok büyük bir hata içinde. Belki de CHP'lilerin ve birtakım oligarşik jakobenlerin, 'Siz artık AKP'nin kuyruğuna takıldınız' şeklindeki iddiaları onlara bunu yaptırmaktadır." Güzel, MHP'nin bu tuzağa düşmesi halinde DYP ve ANAP'la aynı akıbeti paylaşacağını savunuyor. Güzel, şöyle devam ediyor: "Bahçeli, ilk başka parti kapatmalara karşı olduğunu açıkça beyan etti. Parti kapatmanın demokrasiye aykırı olduğunu söyledi. Hatta AK Parti'den bile teklif gelmeden anayasa değişikliği önerdi. Şimdi, 'AKP kapatılmasın, Tayyip Bey yasaklansın' şeklinde özetlenebilecek birtakım garip hesaplar içerisinde. Millet kendi iradesine ve egemenliğine dayatmada bulunanlardan ve bunlara destek verenlerden hazzetmiyor. Bunu görmek lazım. MHP çok dikkatli olmalıdır. Son günlerdeki tutumuna devam ederse Meclis'teki varlığını kaybeder."
Güzel, Köşk krizinin yaşandığı süreçte Anavatan ve DP'yi sadece yazılarıyla uyarmamış. Her iki partinin de genel merkezine gitmiş. DP Genel Başkan Yardımcısı Saffet Arıkan Bedük ve Anavatan Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keçeciler'le konuşmuş. Güzel, "Beni dinlemediler. Sonra da pişman oldular." diyor. Ağar, seçim hezimetinden sonra oylamaya girmeyerek büyük hata yaptıklarını itiraf etmişti. |