Ehliyet almak için 18 yaşını doldurduğu günü iple çeken, trafikte vızır vızır araç kullanan genç kızların da göz ardı edilmemesi gerekir. Ancak bu oranlar yemek tarifleri kitaplarını raflarından eksik etmeyen, mutfağı asla başkasına bırakmayan erkek sayısından çok farklı değildir. Erkek çocuğun daha ilk yaşlarında başlayan otomobil ilgisine karşılık kadınlar genellikle en erken 20'li yaşlarda bu konuya kulak kabartmaya yöneliyor. Malum kadınların ekser kısmı ya iş durumlarından ya eş, çoluk çocuk ihtiyaçlarından ya da mahalle (!) baskısından dolayı otomobil kullanmaya başlıyor. Neyse, cinsiyet üzerinden trafikte ayrımcılık yapmak suçlamasıyla karşı karşıya kalmadan konuya geçelim isterseniz...
Bu yıl içerisinde yapılan bir tüketici anketinden aldığımız bazı veriler, otomobile erkeğe göre daha mesafeli ve daha planlı yaklaşan kadınların trafikte sayısının artmasıyla işin renginin de değişmeye başladığını gösteriyor. Daha ilk aşamada otomobil alımında devreye giren kadın, erkek kadar uzlaşmacı ve kabullenici olmadığını belirtiyor ve her konuda olduğu gibi otomobil tercihinde de ince eleyip sık dokuyor. Bu nedenle pek çok satış elemanının, kadın tüketiciden bu anlamda biraz daha çekindiği açıklanıyor.
Kadın otomobil tüketicisi, otomobili kendisi için alacaksa trafikte rahat kullanılabilmesi, park probleminin az olması gibi nedenlerle küçük otomobilleri tercih ederken özellikle sosyal ve ekonomik olarak güçlü kadınlar trafikte güven aradıkları için tam aksine devasa jipleri satın alıyor. Buna rağmen bu jiplerin dört çeker sisteminin nasıl çalıştığını bile bilmeyen pek çok kadın müşteri şaşırtıyor. Türkiye'de küçük otomobil satışlarında kadın sürücülerin oranı bazı modellerde yüzde 75'lere kadar çıksa da ortalama yüzde 40 civarında seyrediyor.
Kadınların otomobil tercihinde öne geçen şaşırtıcı bir unsur, yakıt tasarrufu ve ekonomiklik konusundaki öncelikleri oluyor. Pek çoğu performans ve güçlü otomobil konusuna pek önem vermezken konfor kesinlikte tercihte ilk sıralarda yer alıyor. Güvenlik ekipmanlarının varlığı kadın sürücünün güvenini artırmasına mukabil bir otomobilin uzun ömürlü olması pek aradıkları bir özellik değil. İşte olmazsa olmazlardan biri, otomatik şanzıman; pek çok kadın ehliyet sahibi olmasına hatta uzun süredir araç kullanmasına rağmen trafiğe ancak otomatik şanzımanlı bir otomobille çıkabildiğini belirtiyor. Türkiye'de kadın sürücülerin kullandığı otomobillerin yaklaşık yüzde 75'i yani dörtte üçü otomatik şanzımana sahip. Bu bir kusur değil; öncelik! Zaten Türkiye'de otomatik şanzımanın satışlarda dörtte birin üzerine çıkmasında da kadınların trafikteki sayısının artmasının etkisi büyük.
Erkeklerin dünyasında hakim hale gelmiş, gri, füme gibi klasik renkleri değiştiren de yine kadın sürücüler oluyor. Orta ve üzeri yaştaki kadın sürücüler, koyu renk otomobile yönelirken özellikle öğrenci ya da genç kadın sürücüler yeşil, kırmızı, sarı, mavi gibi canlı renkleri tercih ediyor. Çocuk sahibi kadın sürücüler için küçük bile olsa yüksek yapılı otomobiller daha öncelikli oluyor. Bu sayede arka koltuklara çocukların oturtulması daha kolay olabiliyor.
Otomobilde zengin donanım en az konfor kadar kadınların ilgisini çeken konulardan biri. Güneşlikte ışıklı bir aynanın bulunması erkekler için çok fazla bir şey ifade etmese de kadın sürücüye o aracı daha sempatik kılabiliyor. Tasarım ve estetik konusunda kadınların söyleyeceği çok şey var. Ancak etkileyici bir tasarımdan ziyade şirin bir görünüm bir kadın sürücüyü daha fazla cezbedebiliyor. Bir erkek sürücü için en önemli konulardan biri olan marka imajı, kadınların tercihinde ilk sıralara asla girmiyor.
Listeyi daha da uzatmak mümkün; koltuk kumaşı renginden park sensörlerine kadar birçok detay konu kadın sürücülerin incelemesi altında. Gelecekte otomobile yönelik pek çok konuda cinsiyete göre öncelikler azalacak gibi görünse de kadın, trafikte her zaman 'fark'ını göstermeye devam edecek... m.taslicali@zaman.com.tr |