Kararı, 'aceleci ve talihsiz' olarak yorumlayan Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, söz konusu kuruluşun Türkiye'deki iyileşmeleri yansıtırken daha temkinli davrandığını düşünüyor. Kabinenin ekonomi kurmaylarından Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Şimşek, geçtiğimiz ay yaptıkları değerlendirme toplantısında yeni hesaplama yöntemiyle ortaya çıkan Türkiye ekonomisi verilerinin 'kredi notunu' yükseltebileceğini düşündüklerini açıklamışlardı. S&P'nin kararını, 'ekonominin gidişatından çok, son dönemde içerdeki ve dışarıdaki gelişmeleri baz alan bir karar' şeklinde niteleyen Şimşek, konuyla ilgili olarak Zaman'a, "Türkiye'deki ortaya çıkan küçük soru işaretlerini yansıtmada aceleci davrandığı ortada. Böyle bir algılama var. Dünkü karar da o algıyı güçlendiriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa Mahkemesi'nin iktidardaki AK Parti'yi kapatma davasını görüşmeyi kabul etmesi, Türkiye'nin uluslararası 'görünümü'nü olumsuz etkiledi. İş dünyasının küresel oyuncularının yatırım kararı verirken dikkate aldığı 'reyting kuruluşları'ndan biri olan Standard&Poor's (S&P) dün, 'artan kısa vadeli belirsizlik' gerekçesiyle Türkiye'nin notunu durağandan negatife çevirdiğini duyurmuştu. Bunun üzerine Borsa yüzde 2 düşerken, dolar yüzde 10 değer kazanmıştı. Reyting kuruluşunun not düşürmesine tepki gösteren Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin temellerinin sağlam olduğunu vurguladı ve hükümetin bu konuda ortaya koyduğu başarıyı anlattı. Türkiye'nin 24 çeyrektir büyümeye devam ettiğini dile getirirken, "Bütçe disiplini oturtulmuş. Performans bu yılın ilk çeyreğinde son derece iyi. Reformlar devam ediyor. Bir soru işareti ufak bir belirsizlik ortaya çıktı diye eksiye düşürmek talihsiz bir karar. Biz kredi kuruluşlarının ne yaptığından çok vatandaşın refah seviyesini nasıl yükseltiriz, nasıl istihdam oluştururuza bakıyoruz." ifadelerini kullandı. 2007 sonu itibarıyla net kamu borç stokunun milli gelire oranının yüzde 29,1'e, brüt kamu borcunun milli gelire oranının da yüzde 39 civarına düştüğüne dikkat çekti. AB ülkelerinin ortalama borç tutarının milli gelirlerine oranı yüzde 39'un üzerinde seyrediyor. Türkiye'de bütçe açığının son üç yıllık ortalaması yüzde 1 civarında. Bu oranın AB ortalaması ise yüzde 3.
Enflasyonda ise hedefin 'epey üzerinde' kalındığını kabul eden Şimşek, buna rağmen dünya ile Türkiye arasındaki farkın giderek azaldığını şöyle ifade ediyor: "Türkiye'yi enflasyon hedeflemesi yapan 15 ülke ile kıyaslayın. Aradaki fark son 40 yılın en düşük noktasında olduğunu göreceksiniz."diyor. Hazine Bakanı, geçen seneki yüzde 8,4'lük artışın yüzde 70'ini enerji, gıda ve tütün mamüllerinin oluşturduğunu vurgulayarak "Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış istisna tutulduğunda enflasyon yüzde 4-5 civarında." açıklamasında bulunuyor. Şimşek, geçen yıl yaz aylarında yaptıkları projeksiyona göre bu sene yüzde 5,5 civarında büyüme beklediklerini aktarırken, 'yaşanan gelişmelere rağmen' bunu revize etmeyi düşünmediklerini açıklıyor. Hazine Bakanı, "Gerek dünyada yaşanan sıkıntılar gerek Türkiye'deki birtakım gelişmeler nedeniyle aşağı doğru riskler artmış gibi gözüküyor. Global büyüme yavaşlayacak. Türkiye'nin yavaşlaması da normal karşılanmalı. Ancak, yılın ilk üç ayında ihracatın yüzde 36 artmış olması cesaret verici bir gelişme." değerlendirmesinde bulunuyor. Diğer taraftan Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan anlaşma mayıs itibarıyla sona eriyor. İş dünyası hükümetin bu konuda atacağı adımları da yakından takip ediyor. IMF ile ilgili verilecek kararın 'siyasi' olduğunun altını çizen Mehmet Şimşek, daha çok 'ihtiyati stand-by' ve 'program sonrası izleme' üzerinde durduklarını kaydediyor. "İki seçenekten hangisi olursa olsun, mali disiplini koruma konusunda kararlıyız. Para ve maliye politikasında temel kurguyu değiştirmeyeceğiz." vaadinde bulunuyor. Bu arada fon ile yürütülen üç yıllık stand-by anlaşmasının kalan iki gözden geçirmesi birleştirilecek. Pürüz yaşanması beklenmeyen gözden geçirmelerin onaylanması sonrası toplam 3,6 milyar dolar kredi de Türkiye'nin kullanımına açılacak. Böylece, Türkiye ilk defa arka arkaya iki IMF programını başarılı bir şekilde sonuçlandırmış olacak. Bu arada S&P 'den yapılan yazılı açıklamada, Ziraat Bankası, İş Bankası, Garanti Bankası, Garanti Finansal Kiralama, Yapı Kredi Bankası, Vakıflar Bankası, HSBC Bank ve Doğuş Holding'in kredi görünümlerinin durağandan negatife çevrildiği kaydedildi. Kredi görünümlerindeki değişikliğin, Türkiye'nin kredi görünümündeki değişikliğin ardından gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, "Türkiye bankalarının performansı ve temelleri, başka şeylerin yanı sıra yüksek miktarda Hazine kâğıdı bulundurmaları nedeniyle hükümetin kredibilitesi ile yakından ilgilidir." ifadelerine yer verildi.
Cari açığa dikkat ediyoruz
Ekonominin kırılganlıklarının başında cari açık ve yüksek borç stoku gösteriliyor. Geçen yıl 38 milyar doları bulan cari açığın milli gelire oranı yüzde 5,8 oldu. Hazine Bakanı Şimşek, 'siyasi istikrar korunurken, kapsamlı reformların yapılması' halinde cari açık konusunda, endişe duyulacak bir durum oluşmayacağını kaydediyor. |