Partililere sağduyu çağrısında bulunan Başbakan, kronik gerilimden beslenenlere Trabzon türküsüyle seslendi: "Şu Trabzon türküsü ne güzel ifade etmiş: 'Oy benum sevdiceğum. Olur mu böyle, olur mu böyle keder? O Sürmene Yaylasi 15 doktora bedel.' Ah bir gelseler, o kederli hallerinden, o gergin hallerinden, karamsar hallerinden, hastalıklardan kurtulacaklar. Ama cesaretleri yok. Milletle aynı yöne baksalar kronik gerilim anlayışından kurtulacaklar. Türkiye'nin dertleriyle ilgilenseler kendi dertlerinden kurtulacaklar, sorunlarıyla ilgilenseler kendi sorunlarından kurtulacaklar."
Partisinin Trabzon İl Gençlik Kolları Kongresi'ne katılan Erdoğan, salona girişinde büyük bir coşkuyla karşılandı. Yoğun tezahürat altında kürsüye çıkan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 5 yılda nereden nereye geldiğini rakamlarla anlattı. Başbakan, yabancı yatırımlarının 2007 sonu itibarıyla 22 milyar dolara ulaştığına dikkat çekerken, 2002'de 230 milyar dolar olan gayri safi yurtiçi hasılanın 659 milyar dolara ulaştığının altını çizdi. Bu rakamların 10 yıl önce hayal bile edilemediğini vurgulayan Erdoğan, bütün bunların yan gelip yatarak gerçekleşmediğine dikkat çekti. Başbakan şöyle konuştu: "Şimdi 659 milyar dolara çıktı. 79 senede 230 milyar dolar, biz bunun üstüne 5 senede 429 milyar dolar ekledik. Kulak var duymuyor, göz var görmüyor, ağız var gerçekleri söylemiyor. 2002'de kişi başına milli gelir 3 bin 310 dolardı, şimdi 9 bin 333 dolar oldu. Nereden nereye geldik. Hedefimiz 10 bin doları yakalamaktı. Şimdi hedefi büyütüyoruz. Saraybosna, Bulgaristan'ı ziyaret ettim. Sevinçlerine ortak oldum. Oraya giden ilk başbakan olduğumu söylediler. Hamd olsun Bulgaristan'da parlamentoda 34 Türk parlamenter var. Bunlar bir şeyi gösteriyor. Çalışınca oluyor. Yan gelip yatarsan bunlar olmaz. Bulgaristan'da Türk Şişecam'ın 380 milyon dolarlık yatırımı var. 2004'te gittiğimde açtım. Bu gidişimde ise ikinci kısmını açtım. Şimdi yine bir hazırlık içerisindeler. İsveç'e gittim. Oraya 39 yıldır başbakan gitmemiş. İlk biz gittik. Gittiğiniz yer, ulaştığın yer bize farklılıklar kazandırıyor. Ankara'ya kapanarak ihracatı artıramazsınız, yurtdışındaki vatandaşlarımızın itibarını artıramazsınız."
Önceliğimiz demokrasi
Partilileri provokasyonlara karşı bir kez daha uyaran Erdoğan, hiçbir zaman gerilimin tarafı olmadıklarının altını çizdi. Başbakan, önceliklerini "demokrasi, ekonomi ve milletin refahı" olarak sıraladı. Ardından gençlere şu tavsiyelerde bulundu: "Tahriklere karşı duyarlı olun. Trabzon'a nifak tohumları ekmek isteyenlere karşı son derece dikkatli olun. AK Parti gençliğine yaraşan; vakardır, ağırbaşlılıktır, başkalarına örnek olmaktır. Gerginliğin tarafı olmayın, önce dinleyin, sonra dinletin. Biz hizmet için varız. Türkiye'nin aydınlık yarınları için varız. Ben olmak için değil, biz olmak için varız. Biz gönüller yapmak için varız. Ekmeğimizi, Türkiye'yi büyütmek, hak ettiği itibarı artırmak için varız."
Yağmurdereli'ye büyük ilgi
Başbakan Erdoğan'a eşlik eden Trabzon doğumlu İstanbul Milletvekili Osman Yağmurdereli'ye hemşerileri büyük ilgi gösterdi. Başbakan'dan önce kısa bir konuşma yapan Yağmurdereli, Türkiye'de milletin oyları ile iktidar olamayanların "başka oyunlarla" iktidara gelmeye çalıştığını bildirdi. Yağmurdereli, bu yüzden vatandaşlara "Oylarınıza sahip olun." çağrısında bulundu.
Solcuların derdi sistemi kilitlemek
Bakın, şimdi Sosyal Güvenlik Yasası tartışılıyor. Bu yasayla çok müzakereler yapıldı, çok şeyler konuşuldu, edildi. Bu yasayla birlikte de biz 'her doğan sosyal güvenceyle doğsun' istiyoruz. 18 yaşına kadar... 'Sosyal devlet olmanın gereği budur.' diyoruz. Ama bu solcular ve onun yanında olanlar hepsi buna karşı çıkıyor. 'Biz işçinin, emekçinin yanındayız.' diyorlar ama bunun karşısına dikiliyorlar. Çünkü bunların işçiden, emekçiden yana olmak gibi bir derdi yok. Sistemi kilitleme derdi var. Yaptıkları hep bu olmuştur, bu ülkede dikili bir ağaçları olmamıştır. Bunlar yıllar yılı bu ülkede bağırdılar, çağırdılar. Vatandaşımın ilaç kuyruklarından kurtulmasını başarabildiler mi? Hayır.
'Çocuk yapmayın' diyen bu ülkeyi düşünmüyor
Bazıları rahatsız oluyor. 'Başbakan 3 çocuk dedi'. Evet dedim. Yine diyorum. Türkiye'nin gücünü, Türk milletinin devamını isteyen, buna karşı çıkamaz. Bu benim bir başbakan olarak talebim. Düşünce özgürlüğü yok mu? Var. Sorumluluk yok mu? Var... Ben bunun gereğini yapıyorum. 'Sakın ha doğum yapmayın.' diyenler... Bakın, çok açık ve net söylüyorum; bu ülkenin yararını, geleceğini düşünmüyor. Bak Avrupa 'Biz yanlış yaptık.' diyor. Şimdi nüfusumuzun yüzde 65'i 60 yaşın altında, diyor. Bizi de birileri bu oyuna kurban etmek istiyor. Almanya şimdi para veriyor; 'evlen, doğur' diyor, ama olmuyor. " |