Forum'a Giris  Forum'a Üye Ol

Anar'ın 70. yaşı Ankara'da kutlanıyor

Haber Kategorileri
Bölgesel Haberler
Gündem Haberleri
Spor Haberleri
Ekonomi Haberleri
Politika Haberleri
Otomobil Haberleri
Bilişim Haberleri
Aile & Sağlık Haberleri
Eğitim Haberleri
Kültür & Sanat Haberleri
Televizyon Haberleri
Dış Haberler
İnternet ve Teknoloji
Anar'ın 70. yaşı Ankara'da kutlanıyor2008-02-23 23:30:45

Babanız Azerbaycan'ın ünlü şairi Resul Rıza, anneniz de yine meşhur şairlerden Nigâr Refibeyli. Şiirle büyüdünüz; ama düz yazıyı tercih ettiniz, neden?

Bir evde iki şair varsa üçüncüsü fazla olur. Tabii şaka. Ama şimdilerde şiir yazmaya da başladım. İnsanlar gençlikte şiir yazar, ben yaşlanınca yazmaya başladım. Ama gönlümde her zaman düz yazı oldu.

Öykü ve romanın yanı sıra oyun ve senaryolarınız, dünyanın birçok diline çevrildi. Edebiyatın hemen her türünde eser verdiniz. Sizi bu tür zenginliğine götüren ne?

Bazı yazarlar bir alanda çalışıyorlar ve çok güzel eserler veriyorlar. Ama ben tek bir alanda yazarken bıkıyorum. Bir de bazı konuların beyazperdede veya tiyatroda daha iyi anlatılacağını düşünüyorum. Esas alanım roman; ama farklı bir şekilde anlatmak istediğim konuları tiyatroya, senaryoya uygun yazıyorum.

Eserlerinizde genellikle toplumun geçirdiği değişim sürecinde bireyin konumunu sorguluyorsunuz. Bu sorgulama devam ediyor mu?

Tabii devam ediyor. Sovyet döneminde yazdıklarımı şimdi de yazıyorum; çünkü Sovyet ideolojisinin baskısı ile yazmadım. Düşündüklerimi yazdım. Sıradan insanların hayatlarını, tarihî konuları yazdım. Değişim ile birlikte aynı temaları işliyorum.

"Sıraselviler'de Bir Otel Odası" adlı uzun hikâyenizde Azeri bir bilim adamının gözünden, Azerilerin 'hayal ülkesi' Türkiye'nin ne büyük hayal kırıklığı oluşturduğunu anlatıyordunuz. Hâlâ bu hayal kırıklığı devam ediyor mu?

Türkiye ile aramızda demirperde vardı. O zamanlar Türkiye'ye sempati gösteren insanlara baskı yapılıyordu ve bu insanlardan biri de bendim. Ama perde açıldıktan sonra baskı yapan insanlar Türkiye'nin dostu oldu. Türkiye de onları kucakladı. Asıl Türk dostları gölgede bırakıldı. Benim anlattığım hayal kırıklığı buydu. Ama ne mutlu ki ilişkiler normal seyrine oturdu ve şimdi herkes kimin ne olduğunu daha iyi biliyor.

70. yaşınız Türkiye'de kutlanıyor...

70. yılımın Romanya'da da kutlaması olacak; ama ilk etkinliğin Türkiye'de olması beni çok mutlu ediyor. Dostum Yakup Deliömeroğlu'nun önerisi ile oldu.

Son yıllarda Türk cumhuriyetleri ve Türkiye arasındaki edebiyat açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'ye ilk kez 1973'te geldim ve çok üzüldüm. Rusya'dan, Amerika'dan 10. dereceden yazarların eserleri vardı; ama bir tane Azeri eseri yoktu. Azerbaycan'da ise sadece Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Yaşar Kemal gibi sol yazarların eserleri vardı. Şimdi hem sol, hem milliyetçi hem de bağımsız yazarların hepsini tanıyoruz. Türkiye'de de artık Azeri yazarların eserleri çok var.

İki ülkenin ve kardeş edebiyatların birbirlerini daha fazla tanıması için sizce neler yapılmalı?

Kitaplar basılmalı. Kitaplar basılmadan birbirimizi tanıyamayız. Sempozyumlar yapılmalı, profesyonel çevirmenler yetişmeli, genç yazarlara ödüller verilebilir. Biz alsak da artık fark etmez, gençleri heveslendirmeli. Kaşgarlı Mahmut yılıyla ilgili ortak projeler yapılmalı.

Kardeş edebiyatların ve yazarların bu kadar az bilinmesinin sebepleri sizce neler?

Sovyet rejiminde, Türkiye-Azerbaycan arasına beton çekmişler. Benim akrabalarım vardı Türkiye'de, onlardan bile haber alamıyorduk. Demirperde açıldığında ise tüccarlar, dolandırıcılar öne çıktı. Şimdi ise artık birbirimizi daha iyi tanıyoruz.

Azerbaycan'dan bakınca şu anki Türkiye'yi ve Türk edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk edebiyatı, dünyanın en zengin edebiyatı. Ben daha çok klasik Türk edebiyatını biliyorum. Türk yazarları ve Türk Dünyası Yazarları antolojilerini yaptım. Ama çağdaş yazarları da bilmeye çalışıyorum.

Orhan Pamuk'un Nobel'i almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orhan Pamuk'la, Bakü'de bir kongrede tanıştık. Ona sordum "Siz post-modernist misiniz?" diye, "Yok değilim." dedi. Ben de, "Bizde ilk yazı yazan herkes ben post-modernistim der." dedim. "Bizde de öyle." dedi. Hoş bir tanışmamız oldu. Daha sonra sözde Ermeni soykırımı açıklaması yapınca çok üzüldüm. Soykırımla tarihçiler uğraşmalı. Nobel alınca çok sevindim; ama bunun pahasına alması üzüntü veriyor. Telgraf gönderdim, sevindiğimi söyledim; ama Ermeni konusundaki sözlerine üzüldüğümü de söyledim.

Azerbaycan'da Türkiye Türkçesine karşı bir sınırlama var. Özellikle televizyon yapımlarına karşı. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben seviniyorum televizyonlarda Türkiye Türkçesi olunca; ama bakıyorum 8 kanalın hepsinde Türk filmleri var. Torunlarımın hepsi ona bakıyor, 'Arka Sokaklar', 'Avrupa Yakası' böyle oldu. Ben de ezberledim. Ölçüsünde olunca olumlu karşılıyorum; ama aşırı olmamalı. Azerbaycan Türkçesinde çok yabancı kelime var, özellikle de İngilizce kelimeler çok. 200 yıl Rusya'nın sömürgesi olduk; ama Rus dilinden 5-6 kelime geçti. Bağımsızlıktan sonra İngilizceden yüzlerce kelime geçti. Çoğu da Türkiye Türkçesinden geçti. Ortak terimler bulabiliriz. Türkiye'de çekilmiş bir Pir Sultan Abdal filmi izledim. Pir Sultan Abdal, karşısındakine 'Sana bol şanslar' diye konuşuyor. Bunlar da çok yanlış. Ankara'da Anar toplantısı

Anar Rızayev'in edebi şahsiyeti ve eserlerinin değerlendirileceği 70. yaş kutlama toplantısı, bugün saat 14.00'te Milli Kütüphane'de gerçekleştirilecek. Avrasya Yazarlar Birliği ile Milli Kütüphane Başkanlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen toplantıda Anar'ın senaryosunu yazdığı 'Hüseyin Cavid' filmi de gösterilecek. Toplantıda ayrıca Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun'un oturum başkanlığını yapacağı bir de panel düzenlenecek.

(0312 212 62 00)

eXTReMe Tracker