Güler yüzü ve sempatik tavırlarıyla çevresinde sevilen, gayretli ve dürüst çalışmasıyla saygı gören Hasan Bey, hayatını, kimseye muhtaç olmadan yaşama gayreti içinde geçiriyor. İnsanı mutsuz eden engellerin vücutta değil kalpte olduğuna inandığı için kendini engelli biri olarak görmüyor. Çok zorlandığı zaman 'önümde engel var' deyip bunu aşmaya çabalıyor.
3,5 aylıkken çocuk felci geçiren Hasan Bey'in vücudunun yarıdan fazlası felç olmuş. Erken dönemde yapılan fizik tedavi ile kolları tam çalışır hale gelmiş, ancak bacakları gelişmemiş. Sinop'tan göçen 7 çocuklu ailenin üç numarası olan Hasan Bey, çocukluğunu dizlerinin ve ellerinin üzerinde geçirmesine rağmen yaşıtlarının yaptığı hiçbir şeyden geri kalmamış. Onlar futbol oynarken kendisi kaleci olmuş mesela. Onlarla birlikte mahalle bakkalına gidip gazoz içmiş, leblebi tozu hüpletmiş. Pantolonunun dizleri epridikçe bir de ters tarafından giymeyi denemiş. Nihayetinde dizlerine şambrel takmakta bulmuş çareyi. Yakın akrabaları ile bir arada yaşadıkları için geniş bir sevgi halesinin içinde büyümüş. Hatta diğerlerine göre haşarı bile sayılan, neşeli, şakacı bir genç olarak. Aile içinde hiç kimse engelli oluşuyla ilgili bir söz etmemiş.
Vaktinde okula gidemeyen Hasan Ün, 1974'te amcasının Almanya'dan gönderdiği ilk sandalyeye kavuşunca yaşıtlarından geç de olsa okula başlayabilmiş. Rampa olmasına rağmen her gün okula yalnız gidip gelen Hasan Bey'i merdivenlerden arabasıyla indirip çıkarmak görevini de öğretmenleri ve arkadaşları üstlenmiş. İlkokuldan sonra farklı yerlerde oturarak yapabileceği her işi deneyen Hasan Bey, Marmara Üniversitesi Hastanesi'nin bilgi işlem merkezinde 17 sene çalıştıktan sonra geçen sene emekli olmuş.
Üsküdar Emniyet Mahallesi'nde yaşayan Hasan Bey, karlı tipili kış günlerinde bile kimse işe gidemezken, akülü arabasıyla 1 km'lik yolu kat edip masasının başında olmuş. Böyle havalarda yolda dilenci sanıp 'Kardeşim bugün bari çıkmasaydın!' diyenlere işe gittiğini söylemiş. Bazen tekerlekli sandalye üzerinde görüp acıyarak bakanlar, özel engelli otomobilini kullanmak için şoför koltuğuna oturduğunu görünce hayretlerini gizleyememiş.
Hasan Bey'in fiziksel engelli oluşu evlenmesine de mani olamamış. Şöyle ki, aynı mahallede yaşayan Gülşen Hanım, ailesi evlenmelerine izin vermeyince ona kaçmış. Nikâhtan sonra yine sempatik tavrıyla eşinin ailesine kendisini sevdirmeyi başarmış. "Bence insanın her şeyden önce kalbi önemlidir. Beyni, kalbi engelli olmasın yeter ki, fiziksel engel mutluluğa mani değil. Eşim, çok iyi bir insandır, romantiktir, güzel sözler söylemeyi bilir." diyen Gülşen Hanım, onunla evlendiği için hiç pişman olmadığını belirtiyor.
Her zaman neşeli, hayata bağlı bir insan olduğunu söyleyen Hasan Ün şöyle konuşuyor: "Hayatı ben yaratmadım ki, niye küseyim! Allah'a inanan bir insanım. Takdiri İlahi önüme ne koyduysa onu göreceğim. Kendimi engelli görmüyorum. Maddi sıkıntıya rağmen güzel bir hayatım var. Allah bana çok güzel şeyler nasip etti. Her şeyden önce evimde huzur var."
Alnımın teriyle kazanmak istiyorum
Borçlarını ödemek için genç yaşta emekli olan Hasan Ün'ün aldığı tazminat, açıklarını kapatmaya yetmemiş. Üstelik, yıllardır alıştığı çalışma hayatından uzaklaşmak da hayli canını sıkmış. Emekli maaşı ile geçinemeyince bu sefer Gülşen Hanım, özel bir okulda temizlik görevlisi olarak çalışmaya başlamış. Çalışıp alnının teriyle kazanmak istediğini belirten Hasan Ün "Dilenmek çok kolay bir şey. Sabahtan akşama kadar dilensem devletin bana verdiği maaşın kat katını alırım. Ama en güzel, en değerli şey onurlu yaşamaktır. Bir iş yapıp yorulmak, alnımın teriyle kazanmak istiyorum." diyor. |