|
| 1 Mayıs'ı CHP yasaklamış, sağ partiler serbest bırakmış | 2008-05-07 14:34:05 | Ancak 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili tarihi gerçekler, işçi bayramının CHP hükümetleri tarafından yasaklanırken, sağ parti hükümetleri tarafından serbest bırakıldığını ortaya koyuyor.
Polisin, 1 Mayıs'ta Taksim'e gitmek isteyen göstericilere şiddet kullanması, yıllardır süregelen bu tartışmayı yine alevlendirdi. Başbakan Erdoğan, "1977 sonrasında Baykal'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu iktidar döneminde Taksim Meydanı, bu tür mitinglerin yasaklandığı meydan haline gelmiştir." derken Baykal ise partisinin grup toplantısında yasağın sıkıyönetim komutanlığınca verildiğini söyledi.
51 yıl boyunca kutlama yapılamadı
Tarihi gerçekler, CHP hükümetleri döneminde iki kez yasaklanan 1 Mayıs kutlamalarının sağ parti hükümetlerince yeniden serbest bırakıldığını ortaya koyuyor. 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'nde 1 Mayıs Türkiye İşçileri Bayramı olarak benimsenmesine rağmen, bayram, 1924 yılında İsmet İnönü başbakanlığındaki 2. Hükümet tarafından yasaklandı. 1975 yılına kadar 1
|
|
|
| CHP'de, 'AK Parti kapatılamaz' diyen Elekdağ'ın üstü çizildi | 2008-04-29 12:33:43 | İktidara gelememenin baş sorumlusu olarak gösterilen Deniz Baykal, kurultayda diğer 3 adayın aldığı oyun toplamının 6 katı bir destekle yeniden genel başkan seçildi. Baykal'ın 'laiklik' vurgusuna tam destek veren CHP delegesi, 'AK Parti hakkında açılan davanın delilleri çok zayıf' iddiasını ortaya atan partinin en yaşlı üyesi İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ'ı ise Parti Meclisi'nin (PM) dışına itti. Buna karşılık cumhuriyet mitinglerini tertipleyen ulusalcı Nur Serter (1.017 oy) ve Necla Arat (1.015)'ı ezici bir destekle yönetime seçti.
Deniz Baykal, kurultayın ilk günü yaptığı konuşmada 1992'de yeniden kurulduktan sonraki ilk seçimde 4,7 oy alan partisinin son seçimlerde bu oranı yüzde 21'lere kadar çıkardığını vurguladı. Baykal'ın 'partinin neden bir türlü iktidara gelemediği' sorusunu cevaplamak yerine olumlu gibi görünen böyle bir grafikten bahsetmesi, parti delegesini ikna etti mi bilinmez. Ancak 9 kez genel başkan seçilip 1 kez dahi iktidara gelemeyen bir liderin 10. kez d
|
|
|
| Delege, 'AK Parti kapatılamaz' diyen Elekdağı'n üstünü çizdi | 2008-04-29 11:33:38 | İktidara gelememenin baş sorumlusu olarak gösterilen Deniz Baykal, kurultayda diğer 3 adayın aldığı oyun toplamının 6 katı bir destekle yeniden genel başkan seçildi. Baykal'ın 'laiklik' vurgusuna tam destek veren CHP delegesi, 'AK Parti hakkında açılan davanın delilleri çok zayıf' iddiasını ortaya atan partinin en yaşlı üyesi İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ'ı ise Parti Meclisi'nin (PM) dışına itti. Buna karşılık cumhuriyet mitinglerini tertipleyen ulusalcı Nur Serter (1.017 oy) ve Necla Arat (1.015)'ı ezici bir destekle yönetime seçti.
Deniz Baykal, kurultayın ilk günü yaptığı konuşmada 1992'de yeniden kurulduktan sonraki ilk seçimde 4,7 oy alan partisinin son seçimlerde bu oranı yüzde 21'lere kadar çıkardığını vurguladı. Baykal'ın 'partinin neden bir türlü iktidara gelemediği' sorusunu cevaplamak yerine olumlu gibi görünen böyle bir grafikten bahsetmesi, parti delegesini ikna etti mi bilinmez. Ancak 9 kez genel başkan seçilip 1 kez dahi iktidara gelemeyen bir liderin 10. kez d
|
|
|
| Kılıç'tan demokrasi manifestosu: Yasaklarla Türkiye bir yere varamaz | 2008-04-26 12:34:06 | Mahkemenin 46. kuruluş yıldönümü töreninde konuşan Kılıç, siyasî kutuplaşmaların ülkeye ağır bedeller ödettiğini hatırlatırken demokrasi ve özgürlüklerin sınırının genişletilmesini istedi. Şiddet içermeyen ifade özgürlüğünün insanlığın onuru olduğunu vurgulayan Kılıç, "Bireylerin kendilerini ifade edebilmeleri, konuşabilmeleri, uyuşmazlık ve kavga değil çözüm ve barış getirir." dedi.
Yeni anayasa çalışmasında 'Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmesi' hükmüne tam destek veren Kılıç, sivil anayasa ihtiyacının toplumun tüm kesimlerinin talebi olduğunu kaydetti. Kılıç'ın dikkat çektiği bir diğer husus 'yargının tarafsızlığı' oldu: "Hukukun üstünlüğü yargıcın üstünlüğü anlamına gelmez. Yasaların bağlayıcılığı vatandaşlardan önce devlet organları ve yargı mercileri için geçerlidir." Anayasa Mahkemesi Başkanı darbe girişimleri ve Ergenekon terör örgütü gibi yapılanmalar için de net mesajlar verdi: "Hukuk dışı yollardan güç alarak rejimi ya da ülkeyi kurtarma girişimlerinin ülkenin batış
|
|
|
| Savunma manifesto gibi olacak, 5 dile çevrilip dünyaya dağıtılacak | 2008-04-24 14:32:45 | İzleyecekleri stratejiyi belirlemek amacıyla önceki gece 48 milletvekiliyle bir araya gelen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, dava konusunda her türlü tedbiri aldıklarını söylediği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre muhalefetin, anayasa değişikliği ve demokratikleşme meselesinde 'fırsatçı' davrandığını belirten Başbakan, CHP ile MHP'yi 'oyun oynamak ve samimi davranmamak'la suçladı. Anayasa Mahkemesi'nde yapılacak savunmaya odaklandıklarının altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Duygusal davranmadan, demokrasi manifestosu niteliğinde çok iyi bir savunma yapacağız. Tarihe not düşeceğiz. Savunmayı 4-5 dile çevirip yabancılara da göndereceğiz. Dik duracağız, diklenmeyeceğiz. A, B, C planlarımız hazır. Biz hesabımızı kışa göre yaptık, yaz gelirse bahtımıza. Dava öncesi ve sonrasına dair her türlü tedbiri düşündük. Halk iradesi bizden yana, kazanan demokrasi olacak."
Kapatma davasına karşı atılacak adım öncesi nabız yoklamalarına başlayan Başbakan Erdoğan, ilk milletvekili grubuyla
|
|
|
| CHP'nin kayıp trilyon dosyası Anayasa Mahkemesi gündeminde | 2008-04-24 12:32:59 | TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın verdiği resepsiyona katılan Haşim Kılıç, gazetecilerin soruları üzerine CHP hakkındaki mali denetimin kapatma davası ile ilişkilendirilemeyeceği mesajını verdi. Kılıç, "Parti kapatmalarının gerekçesi bellidir, üç tanedir. Bunların içinde ancak yurtdışından bir yardım alındığında bir kapatma söz konusudur." dedi. Kılıç, "Bu mali denetim kapatma sonucunu doğurur mu?" sorusunu ise, "Ya hukuku bilmiyorlar ya amaç başka, ne alakası var?'' şeklinde cevapladı. Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Alifeyyaz Paksüt de siyasi partilerin hesaplarının sırasıyla incelendiğini, tüm partilerin hesaplarına bakıldığını belirtti. Paksüt, "CHP'nin de MHP'nin de iktidar partisinin de hesaplarına bakılacak. Bunun ne şekilde yapılacağı belli. Denetim sonucu iddiaların doğruluğu saptanırsa Hazine'ye gelir kaydedilmesi gibi bir yaptırım var. Bu konunun kapatma davası ile ilişkilendirilmesi zor." diye konuştu. Ankara, Zaman
|
|
|
| Savunma manifesto gibi olacak, 5 dile çevirip dünyaya dağıtalacak | 2008-04-24 12:32:38 | İzleyecekleri stratejiyi belirlemek amacıyla önceki gece 48 milletvekiliyle bir araya gelen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, dava konusunda her türlü tedbiri aldıklarını söylediği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre muhalefetin, anayasa değişikliği ve demokratikleşme meselesinde 'fırsatçı' davrandığını belirten Başbakan, CHP ile MHP'yi 'oyun oynamak ve samimi davranmamak'la suçladı. Anayasa Mahkemesi'nde yapılacak savunmaya odaklandıklarının altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Duygusal davranmadan, demokrasi manifestosu niteliğinde çok iyi bir savunma yapacağız. Tarihe not düşeceğiz. Savunmayı 4-5 dile çevirip yabancılara da göndereceğiz. Dik duracağız, diklenmeyeceğiz. A, B, C planlarımız hazır. Biz hesabımızı kışa göre yaptık, yaz gelirse bahtımıza. Dava öncesi ve sonrasına dair her türlü tedbiri düşündük. Halk iradesi bizden yana, kazanan demokrasi olacak."
Kapatma davasına karşı atılacak adım öncesi nabız yoklamalarına başlayan Başbakan Erdoğan, ilk milletvekili grubuyla
|
|
|
| İki ayrı kayıp trilyon davası, iki ayrı tavır | 2008-04-23 10:32:49 | Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın CHP'nin Kanaltürk'e yasadışı yollardan aktardığı 3 milyon YTL ile ilgili dosyayı suç duyurusunda bulunmadan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na göndermesi hukukçular arasında yeni bir tartışma başlattı.
Kapatılan Refah Partisi (RP) hakkındaki 'kayıp trilyon davası'nın başsavcılığın talebi üzerine açıldığına dikkat çeken hukukçular, siyasî partiler arasında çifte standart uygulanmasının tarafsızlık ilkesi ile bağdaşmadığını vurguluyor. Bu arada Yargıtay tarafından önceki gün internet sitesinden yapılan açıklama da yeni soru işaretlerinin doğmasına yol açtı.
Maliye, CHP'nin Kanaltürk'e aktardığı paralarla ilgili dosyayı 20 Mart 2008'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. 1 aydır başsavcılıkta bekleyen dosyanın haberin basında yer aldığı pazartesi günü saat 16.00 sularında teslim edildiği öğrenildi. Belgelerle ilgili süreç, dosya Anayasa Mahkemesi Kararlar Müdürlüğü'nden geçtikten sonra başlayacak.
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mustafa K
|
|
|
| Yargıtay Başsavcısı, 'CHP dosyası için' savcıları göreve çağırmalı | 2008-04-22 13:33:05 | Prof. Dr. Kamalak (Anayasa hukukçusu): Sorumlular hakkında cezai işlem yapılmalı
Paranın kaynağına bakmak gerekir. CHP'den Kanaltürk'e aktarılan para Hazine'den gelen yardımlardan oluşuyorsa Anayasa Mahkemesi, usulsüz elde edilen geliri Hazine'ye irat (alacak) kaydeder. Eğer paranın kaynağı yabancı bir ülke ya da kişi ise, kapatma davası açılır. Usulsüz evrak düzenleyen, parti gelirlerini kanun dışı yollarla sarf eden kişiler hakkında da cezai işlem yapılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulması lazım. Yargıtay Başsavcılığı, cumhuriyet başsavcılıklarını göreve çağırmalı. Ardından adli makamlar konuyu inceler. Refah Partisi yöneticilerine açılan 'kayıp trilyon' davasında bu hukuki prosedür beklenmedi. Başsavcılık, kısa yoldan 'kayıp trilyon' davasını açtı.
Ahmet Gündel (Yargıtay eski savcısı): Yönetimin sahtecilikteki payı araştırılmalı
Kanaltürk'e aktarılan paralarda sahte belge hazırlandığı anlaşılıyor. Bu sahte belgenin hazırlanmasında CHP
|
|
|
| Sabih Kanadoğlu CHP'ye sahip çıktı | 2008-04-22 13:33:03 | Kanadoğlu, CHP'nin Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı biçimde Kanaltürk'e para aktarmasını, 'reklam yapma hakkı' olarak değerlendirdi. Partilerin harcamaları ile gelir ve giderlerinin Anayasa Mahkemesi'nin denetiminde olduğunu hatırlatan Kanadoğlu, CHP'nin dosyasının bu sebeple Yüksek Mahkeme ve Başsavcı'ya gönderildiğini ifade etti. Bunun parti kapatma gerekçesi olmayacağını ileri sürdü. Kanadoğlu, şöyle devam etti: "Aktarılan parayı gider olarak göstermemişse, böyle bir tutarsızlık varsa, bunun incelenmesi için göndermiş olabilirler. Gider gitmez işlem yapılacak diye bir şey yok. Kendi reklamı için istediği gibi harcama yetkisi yok mu partilerin? Yani devletten aldığı yardımı kendi siyasi propagandası için kullanmaya bir sınırlama var mı? Yok. O halde ilgisi yok." |
|
|