Forum'a Giris  Forum'a Üye Ol

Güncel Haberler

Haber Kategorileri
Bölgesel Haberler
Gündem Haberleri
Spor Haberleri
Ekonomi Haberleri
Politika Haberleri
Otomobil Haberleri
Bilişim Haberleri
Aile & Sağlık Haberleri
Eğitim Haberleri
Kültür & Sanat Haberleri
Televizyon Haberleri
Dış Haberler
İnternet ve Teknoloji
Gençler kalp krizinden değil ağır egzersizden ölüyor2008-04-21 11:35:02
Genç yaşta hayatını kaybeden kişilerde kalp duvarının kalın olması ve buna bağlı damar darlığının, ağır egzersizler sonucu etkilendiğine dikkat çekiliyor. Ömür Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emrullah Başar, gençlerde kalp krizi ve buna bağlı ölümlerin son derece az olduğunu söyledi. Prof. Dr. Başar, "Çocuklarda ve gençlerde spor yaparken ölümler olmasına rağmen normal zamanda kalp krizi ile hastaneye başvuran sayısı son derece azdır. Her kalp krizi geçiren ölmeyeceğine göre önemli bir kısmının da kalp krizi nedeniyle hastaneye başvurması beklenir. Oysa gerçekte bu böyle değildir. Yani spor yaparken yaşanan ölümlerin hepsinin nedeni kalp krizi olamaz." dedi. Gençlerde spor yaparken ortaya çıkan ölümlerin en önemli sebebini kalp adalesinin kalın olmasına bağlayan Emrullah Başar şu bilgileri verdi: "Özellikle kalbin çıkışında daralma varsa ağır egzersiz sırasında ani ölümlere yol açabilmektedir. Bu gibi hastalıklar ekokardiyografi ile kolayca tanınabilir ve bu çocuklar hem tedav

Farelerdeki parkinsonu kök hücreyle tedavi eden ekipte bir Türk var2008-04-21 11:35:00
4 yıldır New York'taki Memorial Sloan-Kettering Enstitüsü'nde görev yapan genç bilim kadını, tıp dünyası tarafından ayakta alkışlanan çalışmayı Zaman'a anlattı. Zehra Dinçer, "Deney faresinde beyin hücrelerini öldürüp; kimyasallar kullanarak parkinson benzeri bir hastalık ortaya çıkardık; aynı farenin kuyruğundan sıradan hücreler alarak, hücreleri çekirdeği boşaltılmış fare yumurtası hücresinin içine aktararak klonlama işlemi yaptık. Birkaç gün sonra da klonlanmış embriyo kök hücreleri alındı ve bunlar laboratuvarda büyütüldükten sonra parkinson hastalığında kaybolan harekete geçirici (dopaminerjik) beyin hücreleri haline getirildi. Bu hücreler aynı hasta farenin beynine konuldu ve fare iyileşti. Yani hasta farenin kendi hücrelerinden kök hücre yapıldı ve bu hücreler beyin hücreleri haline getirilip aynı fareye konulduğunda, başka farenin beyin hücreleri konulmasından daha iyi bir sonuç alındı.'' dedi. Boğaziçi Üniversitesi Genetik Bölümü mezunu olan ve kök hücre üzerine çalışan dokt

Anne-babasıyla çatışan ergenler daha saldırgan2008-04-21 11:34:53
Ergenlerin sosyal ilişkilerinin niteliği ile ilgili araştırmaya göre, babalarıyla çatışan kızlarla anneleriyle çatışan erkekler daha öfkeli ve saldırgan davranışlar sergiliyor. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Sayıl'ın yürüttüğü "Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinde sosyal ilişkilerin niteliği ve karakter oluşumuyla ilişkisi'' konulu araştırmada, 7-10. sınıf aralığındaki çocuklar ile üniversite öğrencileri olmak üzere 1.695 ergen ve 877 anneye ulaşıldı. TÜBİTAK tarafından desteklenen araştırmada, ergenlerin okul, aile ve akranlarla ilişkileri ve bu ilişkilerin sosyal davranışlar üzerindeki etkileri ele alındı. Prof. Dr. Melike Sayıl, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, toplumda genellikle ergenlerin pozitif biçimde gelişmeleri, uyumlu vatandaşlar olmalarının istendiğini belirterek, araştırmada ergenlerin hem olumlu hem de olumsuz davranışlarının nedenlerini ortaya koymaya çalıştıklarını söyledi. Ergenlerin olumlu davra

Valinin câzip teklifini kabul etmedi, fedakârlık dersi verdi2008-04-21 11:34:50
İki kızı işitme özürlü olan cami imam-hatibi, valinin 'Tayinini çocuklarını rahatça okutabileceğin bir ile çıkartalım' teklifini, kızları ile aynı kaderi paylaşan çocukları düşünerek geri çevirdi. Başka bir ile gidip kendi çocuklarının geleceğini güvence altına almanın bencillik olacağını düşünen Adapazarı Merkez Uzunköy Camii İmamı Turan Ayra, geçici çözümler yerine sorunları kökten çözmek için mücadeleye karar verdi. Sakarya'daki duyma özürlü yaklaşık 150 çocuğun ve onların ailelerinin sorununu çözmek için işe bir dernek kurarak başlayan imam Ayra'nın kararı dönemin Sakarya Valisi Nuri Okutan'ın da takdirini kazanmış. Okutan, "Ben de ona kızlarının daha iyi şartlarda eğitim ve öğretim görmesi için tayin teklifi önerdim, hiç düşünmeden reddetti. Onurlu bir davranış gösterdi. Herkese insanlık dersi verdi." dedi. İmam Turan Ayra'nın Ayşegül (14) ve Zehranur (8) adında yüzde yüz duyma özürlü iki kızı var. Yıllar önce iki çocuğun da işitme engelli olarak doğması Ayra ailesini üzer; ancak

Sebzeleri vakumlayarak uzun süre saklayabilirsiniz2008-04-21 11:34:47

Prof. Dr. Erdem, maydanoz, dereotu gibi yiyeceklerin hızlı bir şekilde çürüdüğüne dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Bütün yiyecekleri aldıktan sonra yıkayıp, kurutmalıyız. Daha sonra bir poşetin içine koyup, vakumlayarak ya da poşeti biraz sıkarak ağzımızla poşetteki havayı çekip, poşetin içindeki oksijeni almalıyız. Poşetin ağzını bağlayıp, buzdolabında muhafaza ettiğimizde yiyeceklerin metabolizmalarını yavaşlatacağımız için bu yiyecekleri uzun süre saklayabiliriz."


'Değersizlik', çocuğu başkalarının eşyalarını izinsiz almaya itebiliyor2008-04-21 11:34:44
Yeterli ikazda bulunmama halinde bu tavır ergenlik çağında ailenin parasını izinsiz alma, başkalarının değerli eşyalarını alıp kendisininmiş gibi kullanma şekline dönebiliyor. Bu şekildeki davranış bozukluklarının kaynağı, çocuğun küçükken arkadaşının oyuncaklarını izinsizce alıp eve götürebildiğinde herhangi bir tepkiyle karşılaşmamış olması gibi basit bir sebebe dayanabiliyor. Çocuk, arkadaşlarının okul eşyalarını ya da değerli gördüklerini izinsiz alıyorsa bu davranışın altında birden çok neden olabilir. Ancak ne olursa olsun bu davranışı yapan neticede bir çocuk olduğuna göre, çocuğa çocuk gibi davranıp öyle muamelede bulunmak gerekir. Arkadaşının eşyasını alıp eve getiren çocuk "arkadaşım hediye etti" ya da "ödünç verdi" diyebilir. Aşağılama, korkutma ve alay etmeden eşyayı sahibine vermesi gerektiği çocuğa anlatılmalıdır. Eşyanın onun olmadığı konusu üzerinde ısrarlı ve kararlı olunmalıdır. "Sen aldın, sen çaldın, çabuk geri ver!" şeklinde bir tutum olumsuz davranışı sonuçsuz bı

Şimdi çiçek yapma zamanı!2008-04-21 11:34:41
"Bir şey yapabiliyor olmak" duygusu, çocukları en çok mutlu eden duygudur. Bu hafta basit malzemelerle çiçeğimizi yapacağız. Katkılarından dolayı Bahçelievler Fatih Çocuk Yuvası'na ve minik Alp Kağan Dikmen'e teşekkür ediyoruz. Malzemeler: Plastik bardak, pipet, elişi kâğıdı, renkli kâğıtlar, yapıştırıcı. Yapılışı: Bardak, kenarlarından alta doğru, 2 cm kalana kadar 7-8 parça halinde kesilir. Parçalar alttan geriye doğru kıvrılır. Renkli kâğıtlar küçük toplar halinde yuvarlanır. Bardağın içine yapıştırıcı sürülür. Küçük kâğıt topları içine doldurulup yapıştırılır. Bardağın kesilen parçaları çiçeğin yaprağı olacak şekilde guvaş boya ile istenen renge boyanır. (Renkli bardak kullanılırsa boyamaya gerek kalmaz) Boyanın üzerine renkli pullar da konulabilir. Çerçeve olarak kullanmak üzere renkli bir elişi kağıdının ortasına yapıştırıcı sürülür. Çiçek buraya yapıştırılır. Uzun pipet çiçeğin sapı olacak şekilde yapıştırılır. Yeşil renkli bir kâğıda yaprak kalıbı çizilir ve kesilir. (Be

Basit egzersizlerle masa başı ağrılarından kurtulabilirsiniz2008-04-21 11:34:37
Bunun sinir sıkışması olduğunu vurgulayan uzmanlar, belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. İbrahim Aşkar, tedavi yöntemlerinin dışında hastalığa yakalanmamanın daha önemli olduğuna dikkat çekiyor: "Basit egsersizlerle sinir sıkışmasını önleyebilirsiniz. Bunun için 9 dakika yeter." El ve kollarda uyuşukluk, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren sinir sıkışması, günümüzde birçok insanın hayatını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, uzun süre kolların dirseklerden kıvrılmış pozisyonda durmasıyla artan sinir sıkışmasının hafife alınmamasını istiyor. Aşırı zorlama, uzun süreli masa başı çalışmaları ve duruş bozuklukları sinir sıkışmasını tetikliyor. Rahatsızlığın en önemli belirtileri dirseğin arkasının bir yere çarptığında elektriklenme hissinin çoğalması ve ellerde yanıcı ağrıların yaşanması şeklinde oluyor. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Aşkar, hastalığın özellikle gününün büyük bir bölümünün masa başı işlerde geçiren insanlarda

Suçiçeği geçiren çocuğa kesinlikle aspirin vermeyin2008-04-06 17:03:31
İlkbaharda özellikle 10 yaş altı çocuklarda sık görülen suçiçeği, ciddiye alınması gereken bir rahatsızlık. Hastalık, cilt enfeksiyonları, kusma, ishale bağlı su kaybı ve zatürre gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle suçiçeği geçiren çocuğa kesinlikle aspirin verilmemesine dikkat çekiliyor. Suçiçeğinden aşı ile korunabilmek ise mümkün. Sakarya Kadın ve Çocuk Hastanesi Başhekimi uzman doktor Aydın Sarı, kış sonu ve ilkbahar aylarında daha sık görülen suçiçeğinin, on yaşın altındaki çocukları etkileyen salgın bir hastalık olduğunu ifade ediyor. Suçiçeğinin 'varisella zoster' virüsünden kaynaklandığını ve çok hızlı bir şekilde bulaştığını kaydeden Sarı, hastalıkla mücadele eden çocuğa kesinlikle aspirin verilmemesi gerektiğini vurguluyor. Sarı, "Yüksek ateşi düşürmek için aspirin verilmesi çocukta beyin iltihabına yol açabiliyor. 12 yaşından küçük, özellikle de suçiçeği geçiren çocuklara asla aspirin verilmemelidir. Aspirin yerine muhtevasında aspirin içermeyen ağrı k

Cep telefonundaki radyasyon çocukları daha çok etkiliyor2008-04-06 17:03:29
Prof. Dr. Osman Çerezci, cep telefonu kullanan yetişme çağındaki çocukların ciddi bir risk altında olduğunu söyledi. Cep telefonlarının konuşma sırasında elektromanyetik dalgalar yayan ve alan vericiler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çerezci, "Çocukların vücutlarındaki su oranı, hem fazla hem de vücut organlarının büyüklüğü itibarıyla cep telefonu dalgalarıyla uyum yapabilecek bir durumda. Bir nevi anten gibi çalışıyorlar." diye konuştu. "Yetişkin ve çocuğu aynı marka cep telefonu ile konuştursak, çocuğun mikrodalgaya çok daha fazla maruz kaldığını görürüz." diyen Prof. Çerezci, araştırmalarda cep telefonlarının, biyokimyasal reaksiyonlara ve psikolojik etkilere de neden olabileceğinin belirlendiğini kaydetti. Prof. Çerezci, konsantrasyon bozuklukları, yaşam kalitesinde düzensizlik, uyku bozuklukları, sinirlilik, huysuzluk veya bitkinlik gibi etkilerin ortaya çıktığını ifade etti. Elektromanyetik radyasyonun zaman içinde birikimli olarak ortaya çıktığını bildiren Prof. Dr. Çerezci, "

[1] 2 3 4 5 6 ...Son >>

eXTReMe Tracker