|
| Ya aynada gördüğün sen değilsen! | 2008-02-29 08:56:08 | Kendi filmleri başarılı olan yönetmenlerin bile bu zorlu sınavdan pek de galip ayrılmadığına şahit oluruz; Gus Van Sant'ın, Hitchcock'un Psycho (Sapık) filmini tekrar yaptığında ortaya çıkan sonuç gibi. Bu tip projelerde önce senariste, ardından yönetmene büyük iş düşer. Senaristin önünde binlerce kişi tarafından izlenmiş bir metin vardır. Filmi hangi noktasından tutacağı kendi inisiyatifindedir. Yönetmen ise sahneleri kurarken aslına ihanet edip (ki bu tam bir ihanet değildir aslında) filme kendi yorumunu mu katacaktır; yoksa baştan sona aslını mı aktaracaktır?
Son yıllarda Uzakdoğulu korku filmlerinin, Hollywoodlaştırılmış yeniden yapımlarını izledik. Halka ve Karanlık Su filmleri bu listenin başında geliyor. Bu filmlerin dünya dağıtımlarının akabinde Hollywood'un senaryo sıkıntısı çektiği ve bu büyük stüdyoların 'tutmuş' bir filmi kendi standartdlarında yeniden üreterek pazarlamaktan başka şansının olmadığı da uzun süre konuşuldu.
Bu hafta gösterime giren Göz (The Eye) filmi de
|
|
|
| [DVD] DOĞUM | 2008-02-24 03:31:00 | İlk başta Anna dahil herkese saçma gelen bu sürpriz, çocuğun Anna'nın hayatındaki çok özel detayları en ince ayrıntısına kadar anlatmasından sonra yerini bir gizeme bırakacaktır. Jonathan Galezer'in yönettiği filmde ünlü oyuncu Nicole Kidman, Anna karakterini canlandırıyor. Film, Türkçe dublajlı olarak izlenebilir. ABD, 2004 / 96 dk. Kanal D Home Video |
|
|
| [DVD] GERÇEK CİNAYETLER | 2008-02-24 03:30:59 | Ders notlarını yükseltmek isteyen bir grup öğrenci, 'Kralın Adası'na yapılan vahşi doğa inceleme gezisine katılır. Fakat dehşet verici bir korku filminin gerçek oyuncuları olacaklarından habersizdir. Matt Flyn'in yönettiği film, korku-gerilim sevenlere hitap ediyor. Film, Türkçe dublajlı izlenebilir. ABD, 2007 / 86 dk. Sony Pictures |
|
|
| [DVD] HIRSIZ KRAL | 2008-02-24 03:30:58 | Burada 'Hırsız Kral' gizemli Scipio'yla tanışırlar. İki kardeş, bir grup terk edilmiş küçük çocukla birlikte Scipio'nun yankesiciler dünyasına adım atar. Çok geçmeden peşlerine düşen dedektifin sevgisini kazanırlar ve onları sihirli güçleri olduğuna inanılan atlıkarıncada bekleyen maceralara doğru yol alırlar. Richard Claus'un yönettiği film Türkçe dublajlı piyasada. ABD, 2006 / 98 dk. Tiglon |
|
|
| İstanbul, "Uç Ud'un Hikâyesi"ni dinleyecek | 2008-02-24 03:27:54 | Müzikologlar ise ud ve ailesi içinde olan mızraplı çalgıların kökeninin Orta Asya uygarlığına uzandığını anlatır. Ud, İslâmiyet döneminde Horasan'dan Anadolu'ya ve oradan da güneye doğru biçim değiştirerek yayılmış, bugünkü şeklini almış. Türkiye'nin en önemli ud virtüözlerinden besteci ve müzikolog Mehmet Bitmez, 'Üç Ud'un Hikâyesi' adlı projesiyle müzikseverleri işte bu coğrafyada dolaştırmaya hazırlanıyor. Ama yalnız başına değil. Dünyaca ünlü iki udi ile birlikte; Yunanistan'dan Kyriakos Kalaitzidis ve Mısır'dan Naseer Shamma'yla. Udun üç ustası, udlarını ve müzik kültürlerini yanına alarak Türk müzikseverler için yarın akşam Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu'nda bir araya gelecek. Projenin bir parçası olan 'Üç Ud'un Hikâyesi' konserinde, üç ayrı coğrafyanın kültürleri ve kültürlerarası ilişkileri, müziksel yansımalarla ifade edilecek.
Proje hakkında konuşmak için İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'na gittiğimizde öğrencileriyle konser provasında ya
|
|
|
| Hira dergisi Türkiye'den Arap dünyasına köprü oldu | 2008-02-23 23:30:46 | İslam dünyasının çeşitli coğrafyalarındaki mütefekkirler için bir düşünce platformu haline gelen derginin üçüncü yıl tanıtım toplantısı, geçtiğimiz günlerde Yemen'in başkenti San'a'da yapıldı. Daha önce Rabat ve Kahire'de benzeri düzenlenen programa bakanlar, üst düzey bürokratlar, akademisyenler ile pek çok yazar ve gazeteci katıldı.
Programda konuşan Yemen Cumhurbaşkanı Kültür Başdanışmanı Prof. Abdülaziz el-Mekalih, Hira'nın Türkiye ile Arap dünyası arasında önemli bir ilim ve kültür köprüsü oluşturduğunu söyledi. Yemen Kültür Bakanı Prof. Muhammet Ebu Bekir el-Müflihi, Türkiye-Yemen ilişkilerinin çok eskilere dayandığını, Hira dergisinin bu bağı daha da güçlendirdiğini ifade etti. Toplantıda konuşan Mısırlı ilim adamı Prof. Abdülhalim Uveys, Hira'nın Arap dünyasında farklı bir soluk oluşturduğunu, hayatın her alanını kucakladığını; Cezayirli düşünür Prof. Ammar Djidal, derginin Arap dünyasındaki dergilere alternatif olmadığını, özgün çizgisiyle önemli bir katkı olduğunu dile get
|
|
|
| Anar'ın 70. yaşı Ankara'da kutlanıyor | 2008-02-23 23:30:45 | Babanız Azerbaycan'ın ünlü şairi Resul Rıza, anneniz de yine meşhur şairlerden Nigâr Refibeyli. Şiirle büyüdünüz; ama düz yazıyı tercih ettiniz, neden?
Bir evde iki şair varsa üçüncüsü fazla olur. Tabii şaka. Ama şimdilerde şiir yazmaya da başladım. İnsanlar gençlikte şiir yazar, ben yaşlanınca yazmaya başladım. Ama gönlümde her zaman düz yazı oldu.
Öykü ve romanın yanı sıra oyun ve senaryolarınız, dünyanın birçok diline çevrildi. Edebiyatın hemen her türünde eser verdiniz. Sizi bu tür zenginliğine götüren ne?
Bazı yazarlar bir alanda çalışıyorlar ve çok güzel eserler veriyorlar. Ama ben tek bir alanda yazarken bıkıyorum. Bir de bazı konuların beyazperdede veya tiyatroda daha iyi anlatılacağını düşünüyorum. Esas alanım roman; ama farklı bir şekilde anlatmak istediğim konuları tiyatroya, senaryoya uygun yazıyorum.
Eserlerinizde genellikle toplumun geçirdiği değişim sürecinde bireyin konumunu sorguluyorsunuz. Bu sorgulama devam ediyor mu?
Tabii devam ediyor. Sovyet dönemi
|
|
|
| [RECEP İVEDİK] Keşke televizyonda kalsaydı! | 2008-02-22 05:27:43 | Recep karakteri tutunca Şahan Gökbakar ve Gen isimli ilk filmi ile tanıdığımız kardeşi Togan Gökbakar, onu sinemaya taşımaya karar verdiler. İstanbul'da başlayıp Antalya'da son bulan film, Recep'in günün birinde içinde yüklü miktarda para olan bir cüzdan bulması, cüzdanın Antalyalı zengin bir turizmciye ait olduğunu öğrenmesi üzerine bu şehre gelmesi ve bu kişinin otelinde geçirdiği bir haftayı anlatıyor. Recep'i otelde kalmaya ikna eden şey ise otelde çocukluk aşkı Sibel'e rastlaması. Aceleye gelmiş bir öykü, televizyondan kazanılmış sempatiyi filmde batıran diyaloglar ve sonuçta hiçbir şey anlatmayan bir film. Birkaç noktada güldüren, ama genelde rahatsızlık hissettiriyor. Keşke Şahan Gökbakar, Recep İvedik'i televizyonda yaşatmayı sürdürseymiş. |
|
|
| ['WINX CLUB: KAYIP KRALLIĞIN SIRRI] Winx Club kötülere karşı | 2008-02-22 05:27:42 | On altı yıl önce Sihirli Boyut'un en güçlü savaşçı büyücüleri, kendilerini mutlak kötüyle savaşmak adına kurban ederler. Bu savaşta ailesi kaybolan ve gezegeni Sparks yok edilen Prenses Bloom, ablası Daphne'nin fedakarlığı sayesinde kurtulur. Bloom, dünyada kendisini evlat edinen aile tarafından, sıradan bir kız olarak büyütülür... Ta ki bir peri olduğunu öğrenene kadar. Peri güçlerini geliştirmek için gittiği Alfea Peri Okulu'nda 5 arkadaşıyla Winx Club'ı kurar. Artık birbirlerine kenetlenerek, kötülüğe karşı savaşacaklardır. |
|
|
| [BAYRAMPAŞA: BEN FAZLA KALMAYACAĞIM] Burası Bayrampaşa Cumhuriyeti | 2008-02-22 05:27:41 | Film, 2006 yılı Haziran ayında Bayrampaşa ve Paşakapısı tutukevlerinde başlatılan 'Hayal Kurmak Serbest Projesi' kapsamında gerçekleştirilen 'Film Öyküsü' atölyesinin ürünü.
Adalet Bakanlığı'nın da destek verdiği 'Bayrampaşa: Ben Fazla Kalmayacağım', yanlışlıkla tutuklanıp, derdini anlatamadan yıllarca cezaevinde yatan bir adamın hayatını konu alıyor. Evli ve bir çocuk babası Erdem (Vural Çelik), hayatını kuaförlük yaparak kazanmaktadır. Bir gün mahalle arkadaşı Ahmet'le (Hakan Yılmaz) karşılaşan Erdem, onunla bir çay bahçesine gitmeye söz verir. Ne var ki Ahmet uyuşturucu satıcısıdır ve telefonları dinlenmektedir. Ahmet'le ortak çalıştığı şüphesiyle narkotik şube polisleri tarafından tutuklanan Erdem, suçsuz olduğunu anlatmaya çalışsa da karısı dahil kimseyi buna inandıramaz. Erdem'in hapishaneye düşmesi eşi Ayşen (Yasemin Conka) tarafından küçük oğlu Ali'den (Okan Tangücü) saklanır. Uzay savaşlarını çok seven Ali, babasının, dünyayı uzaylıların saldırısından kurtarmak üzere seçil
|
|
|