|
| Cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin | 2008-01-26 15:17:28 | Özellikle çocukla iletişim onu dinlemekten geçmektedir. Anne ve baba olarak iyi bir dinleyici olun ve sadece cevap vermek için değil, anlamak için çocuklarınızı dinleyin. Anne ve babalar çocukları ile konuşmalarındaki büyük bir zaman diliminde çocuğunu ikna etme veya çocuğuna bir şeyler söyleme hissine ve düşüncelerine dalabilmekte, bunun sonucunda da çocuğunu aktif olarak dinleyememektedir. Ebeveynler, çocuk konuşmasını daha bitirmeden konuşmaya başlaması, çocuğun kendini ifade edememesine, hırçınlaşmasına ve anlaşılmadığı hissine kapılmasına sebep olmaktadır. Özellikle ergenlik çağındaki genç, bu açığın telafisi için kendini ifade edebileceği ve dinlenildiğine inandığı, çetelere vb. zararlı gruplara, yönelme eğilimine girebilmektedir.
Çocuğun aktif olarak dinlenmesi onun bilinçaltındaki duygu ve düşüncelerinin ortaya çıkmasına ve rahatlamasını sağlayacağından konuşmasına sonuna kadar müsaade etmekte fayda vardır. Çocuğu sonuna kadar dinlemek onun konuşmalarında tamamen haklı olduğ
|
|
|
| Bazı psikolojik sorunlarda terapisiz ilaç kullanmak intiharı tetikliyor | 2008-01-26 15:17:26 | Psikolojik rahatsızlıklardan dolayı kullanılan antidepresan ilaçlar, intihar riskini tetikleyebiliyor. Uzmanlara göre, riskin yüksek olduğu psikolojik rahatsızlıklarda sadece ilaçla tedavi yeterli olmuyor, hastaların mutlaka bir kliniğe yatırılarak psikolojik destek verilmesi gerekiyor. Psikiyatri uzmanı Dr. Evrim Erbek, "Bu hastalarda kullanılan antidepresan ilaçlar kişiyi sadece fiziksel iyilik haline ulaştırıyor. Buna ruhsal durum eşlik edemiyor. Bu zıtlık, intihar teşebbüslerinin önünü açıyor." şeklinde konuştu. Bununla birlikte yeşil ve kırmızı reçeteli ilaçların çoğunun eczanelerden alınabildiğine dikkat çeken Erbek, ilaçların bilinçsizce kullanılmasının riskli olduğunu söylüyor. Erbek, "Hatta gördüğü tedaviden memnun kalan bazı kişiler, çevresindekilere kendisi için uygun görülen ilacı bilinçsizce önerebilmektedir." diyor.
İntihar etme riskinin yüksek olduğu psikolojik rahatsızlıkların başında, alkol bağımlılığı, ailede ağır depresyon ve intihar öyküsü, daha önce intihar gir
|
|
|
| İşadamları yemekli toplantılarda şişmanlıyor | 2008-01-26 15:17:25 | Konya Özel Selçuklu Hastanesi Diyetisyeni Mevlüde Baş, işadamlarının düzenli beslenmeye özen göstermesi gerektiğini belirterek belirlenen diyetten çıkılmamasına dikkat çekiyor. Özellikle akşam yemeklerinde bol yağlı ve ağır yemeklerin tercih edilmemesi gerektiğini ifade eden Mevlüde Baş, işadamlarının ve işkadınlarının düzenli egzersiz ve spor yapmaları uyarısında bulundu.
Bunlara dikkat edin
Yoğun bir çalışma temposunun ardından günün sonunda aç kalmayın. Mümkün olduğunca ara öğünlerle beslenin.
Yemekli toplantılarda sağlık problemlerini tetikleyici besinlerden kesinlikle kaçının.
Yemekleri az alın.
Çok fazla çay, kahve tüketmeyin. Bu içecekler çok fazla içildiğinde kansızlık, uykusuzluk, mide bulantısı yapabilir.
Alkol ve sigaradan da uzak durun. Alkol ve sigara, algılamada zayıflığa sebep olmak suretiyle beyin sistemine zarar verir. Ünal Livaneli, Konya |
|
|
| Zayıflara kızıp vakit kaybetmeyin akılcı çözümler bulmaya çalışın | 2008-01-26 15:17:24 | Milyonlarca öğrenci ve ailesi için heyecan ve gerilim kaynağı olan karneler yarın bütün öğrencilerin ellerinde olacak. İlk dönemin raporu niteliğindeki karne alış sürecinde öğrenciler, değerlendirilecek olmanın vermiş olduğu kaygıyı yaşar. Bazı çocuklar bu kaygıyı atlatabilirken, getireceği kötü karneyle ailesinden "kötü evlat", "beceriksiz, işe yaramaz çocuk" gibi tepkiler alacağını düşünen çocuklarda evden kaçma, notlarda değişiklik yapma veya nadiren de olsa intihar teşebbüsünde bulunma gibi davranışlar görülebilir. Aşırı tepkiler onur kırıcı davranış boyutuna geçtiğinde karne dönemi hem öğrenci hem de aile için kâbusa dönüşebilir. Bu nedenle karne döneminde çocuğunuza yaklaşımda bilmeniz gereken önemli ipuçları var.
Öncelikle çocuğun karnesini görmeden önce yorumda bulunulmamalıdır. Örnek olarak, "Karnede zayıfın olursa eve gelme ha!", "Zayıfın olursa sana tatil yok!" ... gibi yanlış yaklaşımlar genç bireyin kişilik gelişimini zedelemektedir. Oysaki çocuğunuzun yaşama sevinci ve
|
|
|
| Gözaltı torbalarını masajla giderin | 2008-01-26 15:17:23 | Gözün ancak uyku anında dinlendiğini ifade eden Sayın, göz etrafına 'U' şeklinde, şakaklardan buruna doğru yapılan masajın damarlardaki kan dolaşımını düzenlediğine işaret etti. Sayın, çağın iletişim aracı bilgisayar başından kalkıldığında bu masajın yapılmasını önerdi. Gözaltı torbalarını, bacaklarda oluşan varisin bir çeşidi olarak tanımlayan Sayın, sigara kullananlarda gözaltlarının daha fazla karardığını dile getirdi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Banu Hoşal ise gözaltı torbası oluşumunun daha çok yaşlılık ve genetik yapıdan kaynaklandığını kaydetti. Gözaltlarındaki yağlanmaların artmadığını, ancak yaşın ilerlemesiyle belirgin hale geldiği için estetik görüntüyü bozduğunu anlatan Hoşal, şişme ve morlukların göz sağlığını etkilemediğini söyledi. Gözaltında oluşan yağların genellikle normal ameliyatla alındığını belirten Hoşal, isteğe göre lazerle tedavinin de mümkün olduğunu aktardı. Gözaltı torbası alındığında cildin
|
|
|
| Yarıyıl tatili için öğrencilere 5 öneri | 2008-01-26 15:17:22 | Yarıyıl tatili öğrenciler için dinlenme, yeni eğitim dönemine hazırlanma için çok önemli bir fırsat niteliğinde. 2 haftalık süre "boş zaman" gibi algılansa da kaliteli bir hayat için "boş zaman" olarak adlandırılan dönemlerin iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
"Boş zaman" kişiliği geliştirme ve beceri edinme açısından hayati bir fırsattır. Bu zamanların iyi değerlendirilmesi, çocuklarımızın mutluluğu ve hayata bakışlarının güzelleşmesi olarak sonuç verir. Ailenin yaşadığı yere ve imkânlarına göre, sportif, sanatsal, beceri eğitimleri gibi faaliyetlerle bu zaman dilimi değerlendirilebilir. Bu ara dönemi hem çocuk hem de anne baba olarak ele alıp, programlı ve planlı hale getirmekte fayda var. Plan ve programın yapımında genellikle, gönüllülük esas olmakla birlikte, ileriye dönük özellikleri elde edebilmek için bazen otoriter davranışlar da sergilenebilir. Bu planlı dönemi bazı aşamalar şeklinde ele alabiliriz:
1. adım: Tatil planınız hazır mı?
Çocuğumuzun hangi davranışı kazanmasın
|
|
|
| İsimler, kişiliğimizin elbisesidir | 2008-01-19 14:05:53 | Bu yüzden anlamı bilinmeyen ya da yanlış anlaşılabilecek isimlerin çocuklara verilmemesi gerekiyor.
Psikiyatristler, insanın kimlik ve kişilik oluşumunda ismin önemli rolü bulunduğunu bildiriyor. İlahiyatçılar ise Peygamber Efendimiz'in (sas) güzel isimler koymayı teşvik ettiğine dikkat çekerek, şiddet ve kötülük içeren isimleri beğenmeyip, değiştirme yoluna gittiğini belirtiyor. İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanların kişilik ve kültürel kimliği ile aidiyet duygusunun oluşmasında isimlerin belirleyici rolü bulunduğunu ifade ediyor. İnsanların genellikle taşıdığı isme göre şekillendiğini, iç disiplin oluşturmanın da isimle bağlantılı olduğunu vurgulayan Tarhan'a göre, insanların bireylerle olan ilişkilerinde de isimlerinin önemli bir etkisi var.
İsimleri elbiselere benzeten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Aileler çocuklarını nasıl bir elbisenin içinde görmek istiyorlarsa, çocuklarının hangi kimliğe, kişiliğe sahip olmasını istiyorlar
|
|
|
| En sonunda aklandı, şişmanlatan makarna değil yağ ve soslarmış | 2008-01-19 14:05:52 | Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda olduğunu belirten Erzurumlu, şunları kaydetti: "Ülkemizde 'makarna şişmanlatır' şeklinde yanlış bir inanış var. Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslardır."
Bursa, aa |
|
|
| Kendinizi doğru ifade etmekten çekinmeyin | 2008-01-19 14:05:51 | Konuşup çözmek istediğimizde ise bazen söz maksadını aşar ve işler iyice sarpa sarar. Bunun birçok örneğini aile ilişkilerinde görürüz. Bilhassa gençlerin bir kısmı istemedikleri bir durumla karşılaştıklarında konuşmamanın en uygun yol olduğunu düşünüyorlar. Gerçekten de duyguları ifade etmemek, belli durumlarda suskun kalmak, yapılan haksızlıklara boyun eğmek, yeni haksızlıkları olduğu kadar birçok sağlık sorununu da beraberinde getirir. Zira suskun kalmak, çoğu zaman mevcut durumdan memnuniyet şeklinde anlaşılıyor. Sürekli ihtiyaçlarını erteleyen birey, ruh ve beden sağlığını kaybetmeye de başlıyor. Bu durum aile içi ilişkilerde farklı şekillerde kendisini gösteriyor. Aile üyelerinden bazısı ihtiyaçlarını ifade ederken diğerlerini suçlayarak ve eleştirerek konuşuyor ve haklıyken haksız durumuna düşüyor. Suçlama da diğerlerinin savunmaya geçmesine yol açınca ihtiyacını elde etmek şöyle dursun yeni bir problemle karşı karşıya kalıyor.
Gençlerin ihtiyaçlarını ifade ederken tepkisel da
|
|
|
| Ehl-i Beyt sevgisi, mü'minleri Sümbülefendi'de buluşturuyor | 2008-01-19 14:05:50 | Oysa yıllardır Hz. Hüseyin'in Kerbela'da katledilmesinin yıldönümü olan 10 Muharrem günü hiçbir özel gayrete gerek duyulmadan, Alevi, Sünni, Bektaşi, Mevlevi, Caferi gibi farklı meşreplerden yüzlerce mü'min, Sümbülefendi Camii'nde bir araya geliyor. Çünkü burada Hz. Hüseyin'in Kerbela'da esir edilip Bizans'a köle diye satılan kızlarına ait olduğu rivayet edilen kabirler bulunuyor. Cami, gün boyunca Ehl-i Beyt'i anmak ve dua etmek isteyen mü'minlerle dolup taşıyor. Öğleden önce avluda buluşan Aleviler bağlama eşliğinde deyişler söylüyor. Öğlen namazından sonra da camide her kesimden insanın katılımıyla Kur'an okunuyor, mevlid ve mersiyelerle başta Peygamber Efendimiz (sas) olmak üzere Kerbela'da katledilen Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt anılıyor.
Hangi anlayışta olursa olsun Ehl-i Beyt sevgisi ve Kerbela şehitlerinin acısının bir araya getirdiği yüzlerce kadın ve erkek, mü'minlerin arasına nifak sokmak için çabalayanlara inat aynı dili konuşuyor. Gözyaşları aynı kalp yangınının habercisi.
|
|
|