|
| Kadınlar kabul günlerinde birbirine antidepresan haplar ikram ediyor! | 2008-04-05 17:04:50 |
Çağın hastalığı olarak nitelendirilen depresyon, 21. yüzyıl insanının en önemli problemlerinin başında geliyor. Yediden yetmişe herkesin muzdarip olduğu rahatsızlık her geçen gün büyüyerek farklı boyutlara ulaşıyor. Yaşadığı en küçük problemde veya gerçekte sorun bile kabul edilmeyecek olaylarda bunalıma giren birçok kişi ise çareyi hemen ilaçlarda arıyor. Ortak özellikleri karamsar, hayata karşı ümitsiz ve yaşam sevincini yitirmiş olan bu insanlar, antidepresan kullanarak sorunlarından kurtulmayı umuyor. Ancak uzmanların dışında farklı branştaki doktorların da kolaylıkla yazabildiği antidepresanlar, bir de eczanelerde reçetesiz olarak satılınca kullanımda ciddi bir artış yaşanıyor. Antidepresan alanların büyük çoğunluğunu çevresinin tavsiyesiyle kullananlar oluşturuyor. Kontrolsüz bir biçimde kullanılan antidepresanlar, ciddi tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Hekim onayı olmadan kullanılan bu ilaçlar, bazı durumlarda aşırı öfke, aşırı sevinç ve kişinin şiddet eğilimi göstermesi
|
|
|
| Haydi, ailecek gökkuşağı yapalım | 2008-04-05 17:04:48 | Geçen hafta başladığımız el becerisi gelişimi ve aile içinde nitelikli birliktelik amaçlı etkinliklere bu hafta gökkuşağı ile devam ediyoruz. Katkılarından dolayı Bahçelievler Fatih Çocuk Yuvası'na ve minik Esin Yiğit'e teşekkür ediyoruz.
Malzemeler: Karton tabak, farklı renklerde grapon kâğıtları, yapıştırıcı, makas.
Nasıl yapılıyor?: Karton tabak iki eşit parçaya kesilir. Ve yapıştırıcı sürülür. Grapon kâğıtları 3 cm'lik aralıklarla kesilir ve sırayla karton tabağın oval kısmından başlayarak iki ucu sarkacak şekilde sarılır.
Öneri: Gökkuşağını yaparken çocuğunuzla gökkuşağının nasıl oluştuğu, renk kavramı, hangi renklerin yan yana daha uyumlu olduğu gibi konularda konuşabilirsiniz. Gökkuşağını grapon kağıtları yerine renkli iplikler veya kurdelelerle de yapabilirsiniz. Şemsinur Özdemir, İstanbul
|
|
|
| Geçmiş sorunları ısıtıp tekrar gündeme getirmek evliliği zedeler | 2008-04-04 17:04:58 | Geçmişte yaşanan olaylar ve problemler yeni oluşan hadiseler sırasında ilişkiler üzerinde etkili olur. Geçmişten ders alınmalıdır. Bununla beraber unutulmuş kapatılmış meselelerin hatırlatıcı bir olayla yeniden gündeme gelmesi çözülmesi gereken problemi çözümsüzlüğe götürür.
Evlilik çok yönlü bir kurumdur ve eşler arasında ne kadar sevgi saygı olsa da orta yolu bulmak her iki tarafın karşılıklı fedakârlığı ile mümkündür. Eşler iyi geçim adına bazı olayları ve davranışları deyim yerindeyse sineye çekmek durumundadır. Bununla beraber bazen ifade edilemeyen ihtiyaçlar ve duygular kişilerin içinde bir ukde oluşturmakta küçük bir söz, bir ima ve bir hatırlatma yıllar sonra bile eski defterlerin yeniden açılmasına sebep olmaktadır.
Bazı ailelerde ise bu defterler hiç kapanmayıp en ufak olayda en ufak nedenle yeniden açılıp tekrar tekrar üzerinde konuşulduğundan yeni konuların konuşulmasına, sohbetlere engel olmakla kalmayıp karşılaşılan çözümü çok kolay günlük problemleri de içinden çıkı
|
|
|
| Her ay yapılan aile toplantıları dedelerle torunları kaynaştırıyor | 2008-04-02 17:19:40 | Karşı komşuların bile birbirini tanımadığı apartmanlarda anne, baba ve 1-2 çocuktan ibaret çekirdek ailelerin en yakın akrabalarıyla bile görüşmesi için, düğün veya cenaze gibi çok önemli sebeplerin olması gerekiyor. Aksi halde kimsenin birbirini ziyaret etmeye fırsatı yok. Oysa büyük şehirlerde bile istedikten sonra ayda bir de olsa buluşmanın mümkün olduğunu ispat eden aileler de var. Ordulu Hakkı Kırış dedenin İstanbul'da yaşayan çocukları ve torunları geçmişlerinin ruhuna Kur'an okumak, yaşayanların selameti için dua etmek amacıyla her ay içlerinden bir ailenin evinde toplanıyor. Şehrin bir ucundan öbür ucuna Dudullu'dan Beylikdüzü'ne uzanan buluşma günleri, dedeleri torunlarla, eltileri görümcelerle kavuşturuyor ve 4 kuşağı bir araya getiriyor. Ailenin büyüğü Hakkı Kırış 1992'de, eşi Hanife nine de 2002'de vefat etmiş. Onların ardından 3 kız, 2 erkek evlatları, eşleri, damat ve gelinleriyle birlikte 'hem büyüklerini rahmetle anmak hem de aile bağlarını daha sıkı tutmak için' bulu
|
|
|
| Çocukları 'Amma çok soru soruyorsun!' deyip sindirmeyin | 2008-04-01 17:04:34 |
İyi-kötü ayrımı yapmaksızın her şeyi soran, annesini, babasını ve bakıcısını soru yağmuruna tutan çocuklar genelde 'problem çocuk' olarak görülüyor. Ancak çocuk eğitimi uzmanları, halk arasında bilinenin aksine, çok soru soran çocukların kendini güçlü, özgüvenli ve değerli gördüğü görüşünde. Uzman psikolog Melek Güngördü, "Çocuklar en mahrem hususları bile sırf öğrenmek için sorarlar." dedi. Çocuklara en zararlı cevabın, 'Sus bakayım! Böyle soruları sormak çok ayıptır! Bir daha böyle sorular sorduğunu duymayayım!' gibi küçük düşürücü cevaplar olduğunu belirten psikolog Güngördü, "Halbuki terbiye sınırları içinde kalarak, teferruata girmeden cevap vermek mümkündür. Anne-babaları ve bakıcıyı telaşa düşüren, onların bu tür soruları kendi yetişkin tecrübelerine göre algılamaları ve değerlendirmeleridir." diye konuştu.
Güngördü, çocukla iletişimin açık ve etkili olması için anne ve babaların samimi bir ilgiyle dinlediklerini hissettirmeleri gerektiğini ifade etti. Çocuk eğitiminde anne
|
|
|
| Göz tansiyonu sigara tiryakilerini daha çok tehdit ediyor | 2008-04-01 17:04:31 | Açık açılı ve kapalı açılı olmak üzere iki şekilde ortaya çıkan hastalığın yüzde 90'ı 40 yaşın üzerindeki kişilerde görülüyor. Bu yaşın üzerindeki normal insanlarda yüzde 20, tiryakilerde ise yüzde 80 oranında ortaya çıkma riski bulunuyor. Göz muayeneleriyle teşhis edilebilen hastalık, erken farkına varılıp tedavi edilmemesi halinde körlüğe sebep olabiliyor. O nedenle uzmanlar, göz tansiyonunun en az yılda 1 kere ölçülmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Glokom, klasik olarak göz içi basıncının yüksek olması, göz siniri tahribatı ve bu tahribatı gösteren görme alanı bozulmaları gibi 3 şekilde teşhis ediliyor. Bir kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göz içi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkıyor. Şiddetli göz ağrısı, baş ağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık, birçok nedene bağlı olarak oluşabiliyor. Genetik özellikler, ırk, çevre şartları, sigara, beslenme gibi faktörler hastalığa etki edeb
|
|
|
| 'Kanser'den korkan vatandaş boş yere son evreye kadar bekliyor | 2008-03-31 17:19:00 | Ölümcül hastalık konusunda en çarpıcı nokta ise hastaların kanserin son evresinde 'mecburiyetten' doktora başvurmaları. Belirtileri taşımasına rağmen hekimlerin 'kansersiniz' teşhisini duymak istemeyen yüzlerce hasta, ölümün pençesine düştükten sonra hastaneye gidiyor. Hal böyle olunca kanser tedavisinde ölüm oranları her geçen gün artıyor. Erken teşhisin kanserdeki tedavi başarısını yüzde 50'lere çıkardığını söyleyen uzmanlar, "Hastalığın başında ağrısız tedavi olmak dururken, kanser bütün vücuda yayılınca hastaneye gelmekten vazgeçin!" uyarısında bulunuyor.
Zaman, Kanser Haftası dolayısıyla ölümcül hastalıkla ilgili merak edilenleri uzmanıyla konuştu. Kemoterapi sırasında pıhtılaşmayı önleyen tedavi yöntemini bulduğu için Sidney'de ödül alan Ankara Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Klinik Şefi Prof. Dr. Mustafa Altınbaş, vatandaşların kanser hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını söylüyor. Anne babaların çocuklarına kanseri sadece 'ölümcül hastalık' olarak
|
|
|
| Yaşlanmaya ve hastalıklara karşı düzenli spor şart | 2008-03-30 18:18:53 | Prof. Dr. Yılmaz, spor yapmanın faydalı olduğu konusunda hemen herkesin hemfikir olduğunu ifade ederek, Türkiye'de insanların hareketsiz bir yaşam sürdürdüğünü ve obezitenin sık görülmeye başlandığını bildirdi.
Yılmaz, GAZÜ'de yaptıkları ve "International Journal Adolescent Medicine Health'' adlı uluslararası dergide yayımlanan araştırmalarının sonuçlarına göre, düzenli olarak spor yapan çocukların kanlarında antioksidanların spor yapmayan yaşıtlarından daha yüksek olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yağda çözünen vitamin E, antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur, erken yaşlanmaya karşı etkili bir koruyucu olarak görev yaparlar. Bağ dokusunu güçlendirerek cilt sarkmasına engel olurlar. Kırışıklıkların oluşumunu önlerler. Cildin elastik, yumuşak ve daha kırışıksız olmasına yardımcı olur. Kalp ve damar sistemindeki dokulara esneklik verir. Eklemlerde, bükülme zorluğuna karşı hareketleri kolaylaştırabilir.''
Demirin paslan
|
|
|
| Dış güzelliğin sırrı, yediklerimizde saklı | 2008-03-29 18:34:58 | Uzmanlar ise güzel bir cildin sırrının dışarıdan yapılan bakımlar veya kremlerden çok tüketilen gıdalar ve içeceklerde saklı olduğunu söylüyor. Dışarıdan takviyeler yerine beden sağlığı ve yenilen gıdalar cildi çok daha fazla olumlu etkiliyor. Bu nedenle besin zengini meyveler ve sebzeler cilt sağlığımız için çok önemli.
Memorial Hastanesi cilt uzmanı Ayfer Aydın, cildin yalnızca vücudu kaplamadığını, aynı zamanda bedenin en büyük ve en önemli parçası olduğunu söylüyor. Cildin, alınan gıdalardan direkt olarak etkilendiğini belirten Aydın, "Yiyip içtiğimiz her şey, meyveler ve sebzeler cilt sağlığımız için büyük önem taşır. İşlenmiş ve katkı maddeleri içeren hazır gıdalar, tütsülenmiş etler, dondurucuda bekletilmiş hazır yiyecekler cilt için son derece sağlıksız." diyor. Zayıflamak için dengesiz beslenmenin yanlışlığına dikkat çeken Aydın, canlı ve ışıltılı bir cilt için bol miktarda çiğ meyve, sebze ve bunların sularının tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu besinlerin pişirildiği
|
|
|
| Vücut için faydalı yağlar da var | 2008-03-29 18:34:53 | Temel yağ asitleri, vücudun metabolik hızını artırıyor; hücreler daha hızlı enerji üretmeye, yiyeceklerle alınan kaloriler daha hızlı yakılmaya başlanıyor. Dolayısıyla enerjiyi artırıyor, kişiyi daha çok harekete sürüklüyor. Bu, kiloyu daha rahat vermeyi sağlayan etkenlerden biri. Bu yağları yiyerek yağ yakabiliyor, kilo verebiliyorsunuz. Yağlar ikiye ayrılıyor: Sağlık sorunlarına yol açanlar ve iyileştiriciler. İyileştirici yağlara 'temel yağ asitleri' deniyor. Yağ yakmak için herkesin bu yağlara ihtiyacı var. Vücudumuz bu yağları üretemiyor. Ancak yiyeceklerden alabiliyoruz Bunlar da omega 3 ve omega 6 olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yağlı balıklar (uskumru, somon, ton gibi), yeşil yapraklı sebzeler, kabak çekirdeği ve keten tohumu omega 3 yönünden zengin yiyecekler. Ayçiçeği, balkabağı çekirdekleri, kenevir tohumu, susam, ceviz, fındık, badem, soya fasulyesi, mısır ise omega 6 yağlarından zengin. Temel yağ asitleri selüliti önlemek için de faydalı. Aile-Sağlık
Sağlıklı beslenmek için
|
|
|