|
| Ebru yapana 'ebruzen' denmez | 2008-01-08 02:32:42 | O da 'Konser güzeldi de, papaz efendi cuma salası veriyor gibiydi.' der. Mustafa Düzgünman'dan meşk ettiği ebru sanatını yirmi beş yıldır 'geleneğe bağlı' kalarak icra eden ve çoğu zaman eleştirilen Alparslan Babaoğlu fısıldıyor bu hatırayı kulağımıza. 'Arif olana bir işaret yeter' düsturundan hareketle ebrudaki gelişmelere dikkat çekiyor aslında Babaoğlu. Sanatçının adını ilgilileri, sergilerden ziyade internetten duymuştur. Çünkü Babaoğlu kurduğu internet sitesi (www.geleneksel-ebru.com) ile ebru meraklılarını kimi zaman reddiyelerle, kimi zaman kitaplardaki yanlışları düzeltmekle bilgilendiriyor. Ancak, senelerdir sürdürdüğü sanat yolculuğunda kapısını çalan pek olmamış. Düzgünman'dan aldığı edep ile boyalar ve kâğıtlar arasında sessizce kendi dünyasında yaşıyor. Babaoğlu'nun mahfiliğini Kültür AŞ'nin İstanbul'u ebruyla anlatma projesi olan 'Ebru İstanbul' kitabı bozdu. Ebru ile İstanbul'u anlatmanın zorluğunu bilen sanatçı, proje için epey kafa yormuş. Ve nihayetinde bu işin kat'ı
|
|
|
| [TİYATRO ELEŞTİRİSİ] 'Babamla Dans' etmek istiyorum | 2008-01-07 11:13:16 | Belki de düşler, bıçkın ve hoyrat bir gerçekliğin elinden çekip kurtarabilir sizi. Ve oralarda, kendi pozitiflerinizin bulunduğu bir yerde, kendi dünyanızı kurabilir ve muhkemleştirdiğiniz oraya davet edebilirsiniz insanları... Hatta kendi gerçekliğiniz bile mümkün olabilir kimi zaman. Tiyatro Kare, Tzcik Weingarten'in yazdığı, Emre Erdem'in çevirdiği ve Nedim Saban'ın yönettiği Babamla Dans'ta, iyimser ve 'özel' bir çocuğun yalnız kalma temrinlerini sahneye taşıyor.
Babamla Dans, palette zıt gibi duran iki rengin tuvaldeki uyumundan ve yolculuğundan hareketle çoğu zaman duygusal kimi zaman komik ve etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuğa rengini yolcular veriyor. Bir çocuk!.. Yıllar önce annesi evi terk etmiş. Belki de dünyanın bütün terk edilmişliklerini can evinde hissettiren bir terk edilmişlik olarak yazmış bunu hanesine. Önemsemez gibi görünse de hayata karşı ürkekliğinin, komşu çocuk kafasına vurduğunda gülmesinin altında yatan şey de bu belki. Alabora olmuş bir tekn
|
|
|
| [TAYFUN PİRSELİMOĞLU] 'Rıza' bir vicdanî problemin İstanbul'daki resmidir | 2008-01-07 11:13:13 | Tayfun Pirselimoğlu, ilk filmi 'Hiçbiryerde'de kayıp sorunlarından yola çıkarak toplumsal vicdanımıza mercek tutmuştu. Şimdi 'Rıza'da ise sıradan bir insanın vicdanına bakıyor. Kahramanı kamyon şoförü Rıza, 2007 İstanbul'unda işsiz kalma korkusuyla günaha bulaşıyor ve sonra vicdan azabı çekmeye başlıyor. Pirselimoğlu, Rıza'nın bu vicdan muhasebesiyle hem Türkiye'nin acı gerçeklerini hem de insanlığın nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde olduğunu gösteriyor. Rıza Akın, Nurcan Eren, Hayati Pirselimoğlu, Muhammed Cangören, Melissa Ahmedi, Melih Düzenli, Gürbüz Demir, Emin Baş, Turgay Tanülkü, Rıza Sönmez ve Menderes Samancılar'ın rol aldığı 'Rıza'da oldukça güçlü bir sinemayla karşımıza çıkan Pirselimoğlu'nun filmi, hiç kuşku yok ki bu yılın en iyi Türk filmlerinden biri. Zaten geçen şubat ayında Berlin Film Festivali'nde prömiyer yaptıktan sonra festival festival dolaşması ve pek çok ödül alması da bunun bir kanıtı.
İlk filminizin de vicdanla ilgili bir yanı vardı. Aynı konuyu şimdi de
|
|
|
| Değirmenin suyu Anadolu'dan; İstiklal Harbi'nde olduğu gibi | 2008-01-07 01:51:47 | Kitap, Hocaefendi'nin 2007 yılının Mart ve Eylül ayları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş. Ölümsüzlük İksiri'nde Gülen, kadrolaşma, devlet birimlerine sızma ve eğitim faaliyetleriyle ilgili iddialara son noktayı koyuyor. Türkiye'nin son yıllardaki gelişmesine paralel oluşturulmaya çalışılan kaos ortamına dikkat çekilen kitapta, Gülen'in ordu ve askerlik konusundaki düşünceleri de yer alıyor. Kitapta ayrıca feminizm, kadın, kazanç, tevazu gibi birçok konuda dikkat çekici tespitler bulunuyor. Önsözü kaleme alan Osman Şimşek, kitabın adının, -eserlerine umumiyetle iddiasız isimler seçen Gülen'in genel üslubuna aykırı gözükse de- sohbetlerin ve makalelerin özünü oluşturan ulvi hakikatleri anlattığını söylüyor.
İstiklâl Harbi'nin kaynağı gibi
Fethullah Gülen'in fikir öncülüğünü yaptığı eğitim faaliyetleri ve bu faaliyetlerin maddî kaynağıyla ilgili bugüne kadar birçok iddia ortaya atıldı. Bu iddiaların millî ruha karşı düşmanlık besleyen bazı hazımsız kimseler tarafından dillendiri
|
|
|
| 'Temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur' | 2008-01-07 01:45:29 | Tayfun Pirselimoğlu da son filmi 'Rıza'da işsizliğin, bir insanın hem de sıradan bir insanın hayatında yol açabileceği yıkımlara vicdani bir pencereden bakıyor. Filmde kamyon şoförü Rıza'nın öyküsü anlatılıyor. O, herhangi biri, sokakta her an karşılaşacağımız insanlardan. Kamyonu bozuluyor ve tamir için de yüklüce sayılabilecek bir paraya ihtiyaç duyuyor. Ama parayı bulamıyor ve İstanbul'da zorunlu olarak ikamet etmek zorunda kalıyor. Hem de şık bir metropolün orta yerinde 'tutunamayanların' yaşamlarını sürdürdüğü Eminönü Küçükpazar'daki otellerin birinde. Rıza'nın para bulma çabaları sonuçsuz kalınca, kamyonunun elden gitme ihtimali karşısında işi soygun yapmaya kadar götürüyor. Fakat bu konuda da başarılı olamıyor. Ve ona sürekli 'arkadaş' diyen bir Afgan mülteciyi öldürüyor. Ama bu cinayet vicdanında derin bir yara açıyor.
Aslında bu yara bizi sıradan insanın yaşadığı akıl ve vicdan çatışmasına ortak ediyor temel olarak. Tıpkı Dostoyevski'nin 'Suç ve Ceza'da yaptığı gibi. Rıza,
|
|
|
| Hey yaratık; geldiysen kapıyı iki kere çal! | 2008-01-07 01:31:01 | Ian Stone, akşam bir yaratık tarafından öldürülür. Ancak ertesi gün, bambaşka birisi olarak uyanır. Çok geçmeden bir kez daha öldürülüp uyanır. Bu bilmeceyi çözmeye çalışırken yaşlı bir adam, kurtarılması gereken bir kadın ve alt etmesi gereken onlarca yaratıkla karşılaşacaktır. |
|
|
| Macera devam ediyor | 2008-01-07 01:30:59 | Nicolas Cage, Helen Mirren, Jon Voight, Harvey Keitel, Diane Kruger ve Justin Bartha gibi oyuncuları bir araya getiren filmde hazine avcısı Ben Gates ve arkadaşları, bu kez Abraham Lincoln suikastıyla ilgili bazı belgelerin peşine düşüyor. ABD Başkanı Lincoln'ü öldüren John Wilkes Booth'un günlüğünden kaybolan sayfaları bulmak için çıktıkları yolculuk bir maceraya dönüşüyor. |
|
|
| [SİNEMA ELEŞTİRİSİ] Aksi ispatlanana kadar herkes suçludur! | 2008-01-07 01:30:54 | Yanlış hatırlamıyorsam Armageddon filmindeydi; kimliği tanımlanamayan bir cisim Dünya'ya doğru yaklaşırken Pentagon'dan bir kumandan 'vur' emri vermişti: 'Önce vuralım, ne olduğuna sonra bakarız!' 11 Eylül saldırıları sonrasında paranoyası dizginlenemez hale gelen Amerika, elindeki gücü benzeri bir mantıkla kullanmaya başladı. Nasıl olsa hesap sorunu yoktu. Hukukun bilinen en temel kuralını bile değiştirdiler nihayetinde; 'Aksi kanıtlanana kadar herkes suçludur!' Amerika'nın başka ülkelerde ve kültürlerde olmayan bir özelliği daha var. 'Eğer eleştirileceksek, bunu da kendimiz yaparız' diyerek, kendi zihniyetlerine, paranoyalarına ve zalimliklerine dair en baba eleştirileri yine kendileri yapıyorlar. Yalnız unutmamak lazım, en büyük yalan, içinde doğruları da bulunandır!
'Tsotsi' isimli filmiyle 2006'da 'En İyi Yabancı Film' Oscar'ını kazanan Gavin Hood'un yönettiği politik gerilim filmi 'Yargısız İnfaz', Amerikan paranoyasının zirveye tırmandığı noktalardan birine, 'ülkedeki yabancı
|
|
|
| Fazıl Say'a Sanat Kurumu'ndan Onur Ödülü | 2008-01-07 01:25:58 | Sanat Kurumu Başkanı İlker Çetin, düzenlediği basın toplantısında, 'ulusal ve uluslararası müzik sanatına yaptığı katkılar ve sanatıyla toplumsal duyarlılığı bütünleştiren kimliği nedeniyle' Say'ı ödüllendirmeye karar verdiklerini açıkladı. Çetin, "Ülkemizin yüzünü güldürmüş sanatçılara duyduğumuz şükranın ifadesidir bu ödül." dedi. Sanat Kurumu, tiyatro dalında Dostlar Tiyatrosu'nun 'Oyunun Sonu' oyununu ve yönetmen Yücel Erten'i ödüle layık görmüştü. Resim dalında ise yılın sanatçıları olarak Kayıhan Keskinok ve Mustafa Ayaz seçilmişti. Ödüller 14 Ocak'ta sahiplerine verilecek. Kültür-Sanat |
|
|
| III. Selim'in besteleri albüm olacak | 2008-01-07 01:25:53 | Bezmârâ topluluğu, III. Selim'in eserlerini, vefatının 200. yılında dönemin çalgılarıyla seslendirerek bir albümde toplayacak. Topluluğun kurucusu Fikret Karakaya, "III. Selim önemli bir padişah. Fakat padişahlığından daha önemli bir yönü var. O da müzisyenliği ve bestekârlığı. Bunu vurgulamak ve tanıtmak gerekiyor. Eserlerinden oluşan bir albüm hazırlığı içindeyiz. O dönemin çalgılarını kullanacağız." diyor. Bu konudaki projeyi Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunacaklarını belirten Karakaya, olumlu yanıt alamazlarsa AB destekli olarak hayata geçirmeye çalışacaklarını söylüyor.
Türk musikisinin 300-400 yıllık eserlerini günümüze taşıyan Bezmârâ, Enderun'da yetişen Polonya asıllı bestekâr Ali Ufkî Bey'in Doğu musikisinin en eski nota mecmuası sayılan 'Mecmûa-i Saz ü Söz'ündeki bestelerinden bir kısmını 'Fasl-ı Kadim' adıyla iki CD'lik albüm haline getirmişti. Topluluğun ikinci projesi ise Ali Ufkî ve Kantemiroğlu derlemelerindeki yaklaşık bin eseri kaydetmek. Bugüne değin yalnızca100 es
|
|
|