|
| 'Yağmur', sükûtun büyüsüne davet ediyor | 2008-03-31 17:19:20 | "Bir zamanlar sükût ve sessizlik bizim en tabiî hâlimiz ve her zamanki iklimimizdi." diyor başyazıda; "O zamanlar bu sükûnet ikliminde sadece seslerin en tabiîleri duyulur ve bir şiir ve mûsıkî gibi dinlenirdi. Bu hâl her gün birkaç kez o natürel seslerle banyo yapan insanların ruhuna öyle sinmişti ki onların ikliminde asla gürültü kirliliği olmaz ve hiç kimse bağırıp çağırmaya iltifat etmezdi."
Fatih Ordu, Yahya Kemal'in kişiliğinde annesinin tesirini; Ahmet Sarıgül, Cengiz Aytmatov'un iki kitabından yola çıkarak bir dönemin Sovyetler Birliği'ni; Nihat Dağlı, Ömer Nasuhi Bilmen'in 'Yüksek İslâm Ahlakı' isimli kitabını; Abdullah Aymaz, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin hazırladığı El-Kulûbü'd-Dâria isimli dua kitabını; Betül Coşkun, Bursa'ya sinen Osmanlı ruhunu; Ümit Kesmez, 'Kureyş'in Hatibi'ni anlatıyor. Şemseddin Yapar'ın 'Bekçi Köpeği' başlıklı hikâyesi, Ali Osman Kurun'un 'Anahtar' başlıklı denemesi dergide yer alan diğer yazılar. Kültür-Sanat
|
|
|
| Kütüphaneler özel idarelere bağlanabilir | 2008-03-31 17:19:17 | Dün, Milli Kütüphane'de düzenlenen törende konuşan Günay, kütüphanelerin Özel İdare'ye devredilebileceğini söyledi. Kütüphaneler konusundaki yasa tasarısıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini ve bakanlığın kütüphaneleri tamamıyla gözden çıkarması gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade eden Günay, "Milli kütüphanelerle ilgili bütün ağ elbette Kültür Bakanlığı içindedir; ama Anadolu'da kütüphane değil, belki kitap evi, okuma evi denebilecek çok sayıda ünite var. Acaba bütün bunları, buradan yönetmeye kalkmak doğru mudur? Yoksa bir ölçüde oradaki yerel yönetimlerle, hizmeti halkın ayağına götürmek ve yerel katılımı sağlamak olmaz mı? Bu konuda ciddi bir değerlendirme yapıyoruz." dedi. Bu yıl 44.sü düzenlenen ve 6 Nisan'a kadar sürecek haftanın ana teması 'Hayatımdaki Kütüphaneler' olarak belirlendi. Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ile Türk Kütüphaneciler Derneği olmak üzere kütüphane ve bilgi merkezleri hafta boyunca 'kütüphane'leri halkla
|
|
|
| [TİYATRO ELEŞTİRİSİ] Yağmurcu'nun sesine kulak verin | 2008-03-30 17:34:27 | Kimi zaman kurak bir yaz atmosferinde, ansızın yağan yağmur gibidir yaşananlar, kimi zamansa kuraklık kadar gerçek. Böylesi ikilemlerde insan için iki yol vardır; gerçekliğin evreninde tükenmek ya da güzel şeyler düşlemek.
Kurak mı kurak bir yazın ortasında, cümle canlı ter dökerken, gökten bir damla yağmur yağmaz. Hayvanlar birer ikişer telef olurken, insanların çaresizliği de yüzlerine vurmuştur. Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nun yeni oyunu Yağmurcu, böylesi bir kasaba evreninde, düş ile gerçeğin iç içeliğini anlatıyor. Richard Nash'ın 1950 yılında yazdığı, sinemaya ve müzikale de uyarlanan oyun, kırktan fazla dile çevrilerek birçok kez oynanmış bir tiyatro klasiği. İrfan Şahinbaş'ın dilimize çevirdiği, Kadriye Kenter ve Müşfik Kenter'in yönettiği Yağmurcu adlı oyunun dekor tasarımı Ali Yenel, kostüm tasarımı Gönül Sipahioğlu, müzikleri Tolga Çebi, ışık tasarımı Yüksel Aymaz imzasını taşıyor...
İki erkek kardeşi ile büyüyen Lizzie (Defne Şener Günay) evde kalmak üzeredir. Babası ve
|
|
|
| Müzelerde 2010 telaşı | 2008-03-30 17:34:24 | Hangi projelerin dal budak salacağı ise merak konusu. Akıllarda 2010'un elle tutulur etkinliklerle mi yoksa bir şenlik olarak mı anılacağı soruları dolanadursun, dünyanın dört bir yanından pek çok ziyaretçi bekleniyor İstanbul'a. 2010'a doğru vakit gitgide daralırken, sanatseverlerin uğrak yeri özel müzelerin yöneticilerine neler planladıklarını sorduk. Kimileri hazırlıklarını çok açmayıp konu komşudan saklasa da, özel müzeler 2010'a farklı projelerle hazırlanıyor.
Dr. Nazan Ölçer (Sakıp Sabancı Müzesi):
İstanbul'un iki farklı dönemini sergileyeceğiz
"2010 yılının ilk yarısında 'İstanbul' sergisi olacak. Serginin 1. bölümü 'Doğu Roma'dan Bizans'a' adını taşıyacak. Sergi, Bizans sanatına beşiklik etmiş olan İstanbul'un bu dönemini, yurtiçi ve yurtdışı koleksiyonlardan eserlerle, bütün etkileşim ağı çerçevesinde sunmayı hedefliyor. Serginin 2. bölümü ise; 'Bizans'tan Osmanlı'ya'. İstanbul'un tarihiyle ilgili 2. büyük sergi ise fetihten sonraki İstanbul'u ele almayı hedefliyor. Müzem
|
|
|
| 'Erdem Bayazıt şiiri, bugüne kadar yanlış okundu' | 2008-03-29 18:35:23 | Dün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen "Yaşayanlara Saygı: Sanat Hayatının 50. Yılında Erdem Bayazıt" adlı açıkoturumda, Bayazıt ve şiiri bir kez daha anlatıldı. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa şairin edebiyatçı dostları ve şiirseverler katıldı. Sağlık sorunlarından ötürü programa gelemeyen Bayazıt, telekonferansla teşekkür etti dostlarına. Etkinliğin kendisini mutlu ettiğini söyledi. Bayazıt'ın edebî dünyasını anlatan TRT yapımı "Okudukça" programından özel bölümlerin gösterildiği toplantıda ilk sözü, Bayazıt'ı en iyi tanıyan isimlerden yazar Rasim Özdenören aldı. Şairle olan hatıralarını anlattı ve onun 'şahane tembelliği'nden bahsetti. Turan Koç, Erdem Bayazıt'ın modern zamanlarda gelenek dünyamızla kurduğu ilişkiye ve yeniden inşa ettiği sanat ve şiir anlayışına dikkat çekti. Şair Ömer Erdem ise ilginç tespitlerde bulunduğu konuşmasında, Bayazıt'ın şiirinin bugüne kadar yanlış 'okunduğunu'
|
|
|
| Siemens Opera'nın 10. yıl kürsüsü sopranoların | 2008-03-29 18:35:20 | Bu isimler, Siemens Opera Yarışması'nın dünya opera sahnelerine armağan ettiği genç yıldızlardan birkaçı. İlki 1998'de gerçekleştirilen yarışma, bu yıl onuncu kez genç operacılara kapısını açtı. Türkiye'nin farklı illerinden 37 genç, 26-27 Mart'ta başkanlığını İstanbul Devlet Opera ve Balesi Baş Rejisörü Doç. Dr. Yekta Kara'nın üstlendiği seçici kurul önünde ter döktü. Dereceye giren genç sanatçılar, önceki akşam İstanbul'da, Alman Başkonsolosluğu'ndaki galada ödüllerine kavuştu. Geçtiğimiz yıl erkek egemenliğiyle sonuçlanan yarışmada bu yıl aksine bir sonuç vardı. Yarışmanın birincilik kürsüsüne soprano Özgecan Gençer oturdu. Sirel Yakupoğlu ikinci, Nesrin Gönüldağ ve Süreyya Evren Karacan ise üçüncü oldu. Bu yıl dereceye giren tek erkek sanatçı Fuat Kılıç Aslan ise mansiyon ödülünü aldı. Siemens Genel Müdürü Hüseyin Gelis, opera dinleyicilerinin yüz yıl önceki opera sanatçılarına gösterdiği ilgi ve saygıyı yeni yeteneklere göstermediğini belirterek, bu noktada, son on yıldan beri Si
|
|
|
| Kâzım Karabekir'in günlüğü, kızlarını ağlattı | 2008-03-29 18:35:18 |
"Hayat, Emel ile birlikte önce Kasımpaşa'da teyzemin çocuğu Hüsnü Tengüz'e. Oradan vapurla Fener'e geçerek yangın yerini dolaşarak Sultan Selim Camii'ne çıktık. (...) 22 Eylül 1941" Bu notlar, Kâzım Karabekir'in yıllarca tozlu sandıklar içinde bekleyen günlüklerinden birkaç satır. Karabekir Paşa'nın kızları Hayat Karabekir Feyzioğlu ve Timsal Karabekir Yıldıran, Osmanlıca okuyamadıkları için uzun yıllar bu günlüklerde neler yazdığını bilmeden yaşadı. Şimdilerde peyderpey günümüz Türkçesine çevrilen günlüklerin birkaç sayfayla bile olsa Yapı Kredi'de açılan 'İnsan ve Asker Kâzım Karabekir' sergisinde yer alması, onlar için çok büyük anlam taşıyordu. Galerinin duvarlarında tadımlık sunulan günlüklerle ilk kez karşılaşma anı, hasret ve heyecanla karışık nemli gözler bırakmıştı geriye. Sonrasında ise derin bir sessizlik... 'Neler anlatıyor? Benden bahsediyor mu?' gibi soruların peş peşe geldiği dakikalar, mutlulukla hüznü de beraber getiriyordu. 28 Mart Cuma günü açılan Kâzım Karabekir
|
|
|
| Öğrencileri, Meriç'i anlatacak | 2008-03-28 18:34:45 | 'İlim ve gönül insanı Ümit Meriç' konulu etkinlik, saat 12.00'de TYB İstanbul Şubesi'nde gerçekleşecek. Ümit Meriç'in öğrencilerinden sosyolog Cafer Vayni'nin yöneteceği programda, Doç. Dr. İ. Ertan Eğribel ile Doç. Dr. Ergün Yıldırım hocalarını anlatacak. Kültür-Sanat |
|
|
| Erdem Bayazıt'a saygı günü | 2008-03-28 18:34:42 | Başkanlığını Mevlâna İdris'in yapacağı açık oturuma Rasim Özdenören, Turan Koç, Ali Haydar Haksal ve Ömer Erdem konuşmacı olarak katılıyor. Açık oturum öncesinde Bayazıt'ın anlatıldığı TRT yapımı 'Okudukça' programı gösterilecek. (0212 293 12 70) Kültür-Sanat |
|
|
| 'Bir göktaşı gibi geldi ve kendini yazdırdı' | 2008-03-28 18:34:39 | Bejan Matur, geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni şiir kitabı "İbrahim'in Beni Terketmesi"nde (Metis Yayınları) farklı, sanki kutsal metinlere ait bir sesle çıkıyor okurun karşısına. 6 yıl aradan sonra yayımlanan bu kitap, Bejan Matur şiirinin yeni bir vadiye açıldığını haber veriyor.
Yeni şiir kitabınız 'İbrahim'in Beni Terketmesi'nde kutsal metinlere ait bir 'ses' var. "Ve ilk ayet indi/Ve gece Allah'ın katındadır artık... "Kitap bu dizelerle açılıyor, bu tanıdık ses son şiire kadar size eşlik ediyor. Neler söyleyeceksiniz?
Varlık sorusunu mesele edinmeyen bir şiire hiçbir zaman ilgi duymadım. İnsanın kainat karşısındaki konumunu mesele edinen, varlığın kaynağına dair sorular soran bir şiir yazıyorum başından beri. Benim kutsallıkla ilişkim, onun kaynağı ile sınırlı. Dinlerin kaynağına bakmayı, ilksel olandan varlığı anlamlandırmayı tercih eden bir şiir. Şiirle kutsalın kesiştiği yer, hakikat arayışı olan her şairin kendini bakmaktan alamayacağı, ucu bucağı olmayan bir dil haznes
|
|
|