|
| Fotoğraf, 'savaşçı'sını yitirdi | 2008-03-21 18:04:13 | Vietnam Savaşı hakkında hazırladığı 'Vietnam Holding' kitabı ile Batılıların Vietnam'a Amerikan müdahalesi üzerine duyduğu kuşkuyu şekillendiren Griffiths, çektiği fotoğraflarla savaş karşıtı dalganın oluşmasında önemli rol oynamıştı. 'Eskiden hayata yön verirdik, şimdi ise günümüzün önemsiz dünyasına sadece cevap vermekle yetiniyoruz.' diyerek mesleğe yaptığı özeleştirilerle adından söz ettiren Griffiths, bir 'foto muharriri' olarak yaşadığı çağa tanıklık etti ve çağının ızdırabını fotoğraflarıyla ve yazılarıyla gelecek kuşaklara bıraktı.
1963 yılında İngiltere'de Wales'in bir köyünde doğan Griffiths, Liverpool'da eczacılık eğitimi aldı. Londra'da Manchester Guardian gazetesinde ve Observer'da serbest foto muhabiri olarak çalıştı. Ardından Cezayir'i, Afrika'yı, Vietnam'ı, Yom Kipur savaşını, Kamboçya'yı fotoğrafladı. 1966'dan beri Magnum'un üye adayı olan Griffiths, 1971'de asil üye olarak alındı. Çalışmalarına Life and Geo dergisi için Kamboçya Budizmi, Hindistan'daki su problemi
|
|
|
| Camaltından âleme muzip gülümseyişler | 2008-03-21 18:04:11 | Bir zamanlar evlerin, tekkelerin, kahvelerin, şekercilerin duvarlarında, gelinlik kızların çeyizlerinde eksik olmayan camaltı eserler vardı. Devir değişti; nazardan, hastalıklardan koruduğuna, bereket getirdiğine inanılan camaltı şahmaranlar, amentü gemileri ya kırıldı ya atıldı ya da sandıklara kaldırıldı. (Lugatlerimizden de kayıp giden camaltı, camın arkasına çeşitli tekniklerle resim yapma sanatı demek.) Bu 'halk sanatı', kendisini sahiplenmeyen topraklardan elini eteğini çekeli çok oldu. Hal böyleyken, 'Adı ata bindi ayağı yerde gezer', 'Vatan güçlü adamların omuzunda yükselir', 'İki tarafa bakan şaşı olur', 'Horozu çok olan köyde sabah geç olur' adıyla, bir atasözleri veya deyimler sözlüğünden çıkagelmiş eserlerin Çırağan Sarayı'nda sergilendiği haberi geldi. Saraya varıp bu eserlerin ressam Mevlut Akyıldız'ın camaltı çalışmalarına verdiği isimler olduğunu öğrenince, hafif bir tebessüm düştü payımıza.
Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi'nde açılan 'Horozu Çok Olan Köyde S
|
|
|
| Gerçekler, ameliyattan daha acı verici | 2008-03-20 18:04:16 | Nişanlısı Sam'in yakın arkadaşı Jack aynı zamanda Clay'in kalp naklini yapacak doktordur. Tam da evlendiği gece Clay için uygun bir kalp bulunur. Ameliyat ekibine aniden katılan anestezi doktorunun sayesinde Clay'de 'anestezik farkındalık' oluşur. Operasyon sırasında kıpırdayamamaktadır, ama her şeyi hissetmekte ve duymaktadır. Bu sayede hem fiziksel olarak acı çeker hem de bilmediği gerçekleri öğrenir. Hayden Christensen ve Jessica Alba'nın başrollerini paylaştığı film, yönetmeni Joby Harold'un ilk filmi. |
|
|
| Girdaba kapılmış bir film | 2008-03-20 18:04:13 | Ama bir filmden her zaman beklenen, fikir ekibinin aktaracakları hikâyeye hâkim olmaları ve izleyicisine karşı samimi davranmaları değil midir? Girdap, klişe bir anlayışla örmüş olduğu öyküsünü ve yalnızca siyah-beyaz diye ayırdığı insan halet-i ruhiyesini aktarırkenki zayıflığı ile izleyeni önce hayrete, sonra da kendisini sadece gülünç duruma düşürüyor.
Antalya'dan İstanbul'a okumaya gelen, duvarına Atatürk posteri asan, ulusalcı tarih hocasıyla arasından su sızmayan, insanların inançlarına saygılı genç Umut (Ozan Bilen) ev arkadaşı arayan bir ilana karşılık verir. Bulduğu ev arkadaşları sade bir hayat yaşayan, dindar, kendi halinde çocuklardır. Çok geçmeden sabah uyandıklarında kanepeden biblolara kadar tüm eşyaların ters dönmüş olduğunu görmeleri gibi tuhaf olaylar yaşarlar. Gittikleri ve hoca dedikleri adam da evde işlenen günahlara karşılık civarda vaktiyle yaşamış bir âlimin rahatsız olup, bunu ev sakinlerine hissettiriyor olabileceğini kendilerine telkin eder. Bu olaylar ne
|
|
|
| Ben bir ceviz ağacıyım Paranoid Park'ta | 2008-03-20 18:04:11 | Amerika'nın Portland, Oregon şehrinde, genç patencilerin yasal olmayan yollarla kurdukları ve Paranoid Park (Paranoya Parkı) diye isimlendirdikleri paten sahası civarında geçen film, genç Alex'in (Gabe Nevins) sebep olduğu büyük bir kazaya verdiği tepkiyi, ama aslında tepkisizliği dışa vuruyor. Evi terk etmiş bir baba, çocuklarına yapay bir iyilikle yaklaşan anne ve televizyonda tanık olduklarından başka anlatacak hikâyesi olmayan bir kardeş ile Alex, günümüz şehirli gençlerinin yalnızlıklarını sessizliği ile ifade eden bir karakter. Onun yaşadığı ruh hali, kendini çevresinden izole etmek değil kesinlikle. Arkadaşları var, okula devam ediyor ve iyi huylu bir çocuk. Yine de yüzündeki ifade söylediğinden çok daha fazlasını içinde tuttuğunun resmi.
Alex, bir akşam kendinden daha büyük patenci çocuklara takılıp bir yük treninin vagonuna atlar. Kendilerini gören güvenlik görevlisi, elindeki sopayla çocukları dövmeye başlar. Kaykayla görevliyi iten Alex, onun ölümüne yol açar. Olayı soruş
|
|
|
| Şiir: "Dilin içindeki yabancı dil" | 2008-03-20 18:04:08 | Şiirin iç çekişinde ya da haykırışında duyduğumuz, varlığın ve varoluşun sesidir. Eğer şiir, en derin metafizik kaygıları olduğu kadar, en güncel politik istekleri de dile getirebiliyorsa, bu; hem toplumsal etkinliğimize hem de tinsel beklentilerimize ait oluşundandır.
Şiiri bir biçim sanatı olarak tasarlamak ya da tanımlamak, onu bir içerik sanatı olarak da tanımlamaktır. Biçimi olmayan hiçbir öz ve vice versa; özü olmayan biçim yoktur. Sadece ilişkiler ve karşıtlıklar vardır şiirde. Evet'le hayır arasında diyalektik bir gidiş geliş, şiir budur.
Şiirsel imge, tam da Hegelci/Marksçı anlamda, karşıtların birliği ve çözülüşüdür. Tam da bu yüzden, şiirden hem her şey, yani tinsel ve toplumsal yaşamımızın olumlu ve olumsuz ögeleriyle dolmuş bütünlüklü görünümünü dillendirmesini hem de hiçbir şey olmamasını, yani göndergesiz bir söylem kurmasını bekleriz.
Ama son kertede şiir, Pindaros'tan bu yana, toplumsala gömülüdür (socially embedded) ve toplumsal olarak düzenlenmiştir (socially r
|
|
|
| Erdal Öz Edebiyat Ödülü, Gülten Akın'ın | 2008-03-20 11:05:02 | Tahsin Yücel, Doğan Hızlan, Cevat Çapan, Jale Parla, Nüket Esen, Semih Gümüş ve Celâl Üster'den oluşan seçici kurul, "çağdaş Türk şiirinin günümüzde ulaştığı düzeyi yansıtma niteliği, şiire verdiği emek ve son yıllarda kendi şiirinde yarattığı yenilikler" gerekçesiyle ödülü Gülten Akın'a verdi. Her yıl, 'yaşayan ve son üç yıl içinde yeni bir yapıtı yayınlanmış olan bir yazara' verilecek olan ödülün bu yılki sahibi, dün Can Yayınları'nda yapılan bir basın toplantısıyla duyuruldu. Toplantıya jüri başkanı Tahsin Yücel, Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Celâl Üster ve yazarın oğlu Can Öz katıldı. Celâl Üster, Erdal Öz'ün anısına ödül konmaya yaraşır isim olduğunu ifade etti. Kuruldaki bir ismin ve başkanın her yıl değişecek olmasının ödüle farklılık kattığını söyleyen Üster, gelecek yıl Enis Batur'un seçici kurula katılacağını ve başkanlığı Doğan Hızlan'ın üstleneceğini açıkladı. Sonucun ilk oylamada oy çokluğu ile alındığını söyleyen Tahsin Yücel, "Ödül, düzeyini hiç düşürmeden kendini
|
|
|
| Önden Giden Atlılar'ın hatıraları tiyatro sahnesinde | 2008-03-20 11:05:00 | Şair Osman Sarı'nın, "Issız sıcak çölleri/ Karşı karlı dağları/ Çoktan aşıp gittiler/ Kayboldular uzakta/ Önden giden atlılar/ Ben burada kaldım böyle/ İşleri aceledir/ Çok uzundur yolları/ Bense geride kaldım" dizelerinde anlattığı gibi, geri dönmeyi düşünmeden gittiler. Onların fedakârlıkları önce kulaktan kulağa yayıldı. Sonra hatıraları kitaplaştı, hikâyeleri yazıldı. Son olarak da tiyatro sahnesine yansıdı destansı öyküleri. Ankara Sanatevi Tiyatrosu (Anse Tiyatro), yazar Harun Tokak'ın aynı adlı eserinden tiyatroya uyarladığı 'Önden Giden Atlılar'ı geçtiğimiz gün Maltepe Yayla Kültür Merkezi'ndeki galada sahneledi.
Galaya yazar Harun Tokak, Prof. Dr. Suat Yıldırım ve tiyatroseverler katıldı. Galanın en büyük sürprizi ise hatıraların gerçek sahibi Halil Şimşek'ti. Oyunu başından sonuna kadar gözyaşları ile izleyen Şimşek, uyarlamanın neredeyse birebir yapılmış olmasına şaşırdığını ifade etti. Şimşek, "Sahnelenenler, İspanya'da Madrid'de yaşadığım olaylar. Bunları biz tiyatrosu
|
|
|
| 'Uzay Macerası'nın yazarı Clarke öldü | 2008-03-20 11:04:41 | Eserleri arasında "2001: Uzay Macerası" da olan Clarke, Stanley Kubrick'in yönettiği aynı adlı unutulmaz filmin senaryosunu da yazmıştı. 2010: Macera İki, Yer Işığı, Aytozu Yağmuru, Cennetin Çeşmeleri, Şafak Projesi, Rama ile Buluşma, Kara Güneş ve Rama 2 gibi pek çok eseri olan yazar, iletişim uydularının icadına önemli oranda katkıda bulunmuştu. Colombo, Cihan |
|
|
| Modern zaman içinde üç genç masal pesinde | 2008-03-20 11:04:34 | Modern zamanların insanı, bu masalların dünyasından uzaklaşadursun, aylık gezi ve coğrafya dergisi Atlas, Yörük köylerinde hâlâ yaşayan Anadolu masallarını bulmak, belgelemek ve hatırlatmak için 'Kayıp Masallar' adlı bir proje başlattı. Çağlar İnce, Kenan Özer ve Caner Kayar, proje kapsamında yağmur çamur, dağ bayır demeden masalların peşine düştü. Proje, göçebe kültürünü sürdüren son topluluklara ulaşarak hikâyelerini yazılı ve belgesel bir film aracılığıyla kaydetmeyi, bu kültürü gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Buğday Derneği ve Coca Cola Hayata Artı Gençlik Programı tarafından da desteklenen proje için bu üç genç Konya, Ankara, Antalya, Mersin ve Balıkesir'de kâh bir Yörük çadırına, kâh yerleşik hayata geçmiş bir Yörük köyüne misafir oluyor.
Orta Asya'dan Anadolu'ya, Sibirya'dan Hindistan'a kadar geniş bir coğrafyaya yayılan Yörükler, edebiyatları, el sanatları, eğlenceleriyle zengin bir kültüre sahipler. Yakın zamana kadar konar göç
|
|
|