|
| ÖSS'ye hazırlık sürecinde 4 temel ilke | 2008-02-17 20:30:38 | Verimli ders çalışın
ÖSS'ye hazırlanırken, ders çalışma amacıyla saatlerce masanın başında oturmanız verimli ders çalıştığınız anlamına gelmeyebilir. Bu süreçte harcadığınız zamanın uzunluğundan ziyade niteliği önemlidir. Sistemli, düzenli ve sonuca yönelik ders çalışmanın, metotsuz ve rastgele ders çalışmadan kat kat daha verimli olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bundan dolayıdır ki verimli ders çalışma tekniklerini bilmeniz büyük önem taşır.
İyi bir şekilde motive olun
Belirli bir hedefinizin olması ve bu hedefinize ulaşmak için düşünce planında kendinizi hazırlamanız çalışma isteğinizi artıracaktır. Hedefleri doğrultusunda "sınava dört elle sarılan" bir öğrenciyle , "bu yıl şansımı deneyeceğim" diyen bir öğrencinin çalışma performansları elbette ki aynı olmayacaktır. Bilinmelidir ki, ÖSS sınavı tesadüfle kazanılmayacak kadar ciddi bir sınavdır. Sınava iyi bir şekilde motive olmanız çalışmanızı anlamlı kılacaktır.
Psikolojik destek alın
ÖSS sürecindeki sınav kaygısı, başa
|
|
|
| B12 vitamini eksikliği nörolojik bozukluklara sebep oluyor | 2008-02-17 20:30:36 | Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Bilim Dalı'nda görevli uzman Dr. Birol Baytan, beyin gelişimi için son derece önemli olan B12 vitamininin vücutta üretilemediğini, bu sebeple mutlaka dışarıdan, özellikle hayvansal gıdalarla alınması gerektiğini söyledi. B12 vitamininin yoğun şekilde kırmızı et ve yumurtada bulunduğunu anlatan Dr. Baytan, çocukluk çağında bu vitamin türünün eksikliğinin sonuçlarını belirlemek için çocuk polikliniğine başvuran, klinik ve laboratuvar bulgularında B12 eksikliği tanısı konulan 15 çocuk üzerinde araştırma yaptığını belirtti. Araştırmada, B12 eksikliği olduğu belirlenen çocuklar ve özellikle 1,5 yaşın altındaki bebeklerin ailelerinde de bu vitaminin eksikliği ortaya konuldu. Bebeklerin beslenmesinde ilk 6 ay anne sütünün çok önemli olduğuna işaret eden Dr. Baytan, B12 vitamininin bebeğe anne sütüyle geçtiğini, annelerin yetersiz beslenmesinin doğal olarak bebeklerde de bu vitamin türünün eksilmesine sebep olduğu
|
|
|
| Hastalıklar giderek artıyor, düzenli sağlık taraması şart | 2008-02-17 20:29:16 | Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, Türkiye'de hasta sayısının her geçen gün anormal şekilde arttığını, herhangi bir hastalığı olan insan sayısının, nüfusun yüzde 90'ına ulaştığını söyledi. Türk, hastalıklarla en kolay ve ucuz baş etme yolunun, hastalığa yakalanmadan gerekli önlemlerin alınması olduğunu, ancak Türkiye'de sağlık sisteminin henüz bu noktaya ulaşamadığını belirtti. Başta hipertansiyon, kalp rahatsızlığı, şeker, kanser, mide-bağırsak hastalığı, bedensel engel, kronik karaciğer hastalığı, guatr başta olmak üzere Türkiye'de hasta sayısının her geçen gün arttığını anlatan Türk, "Hastalığı olan insan sayısı, nüfusun yüzde 90'ına ulaştı. Ülkemizde tamamen sağlıklı olan ve hiçbir sağlık problemi olmayan insan sayısı yüzde 10'ların altındadır." dedi.
Prof. Dr. Türk, hasta sayısının hızla artmasıyla birlikte sağlık harcamalarının da aynı hızla arttığını, bütçe açığının büyümesinde de sağlık harcamalarında
|
|
|
| Bir anlık öfkeyle sarstığınız bebeğiniz ölebilir | 2008-02-11 03:20:02 | Çocuk istismarı sayılan "Sarsılmış Bebek Sendromu''na maruz kalan bebeklerin 3'te biri hayatlarını kaybediyor.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Figen Şahin, "sarsılmış bebek sendromu'' adı verilen olayda, bebeğin hırsla sarsılmasının ciddi zararlara yol açabileceğini söyledi. Bazı ailelerin, sürekli ağlayan bebekleri nedeniyle çileden çıkıp, bebeği kollarından ya da göğüslerinden tutarak salladıklarını belirten Şahin, "Ebeveynlerin bir anlık öfkeleri sonucu sarstıkları bebeklerinin başı, öne arkaya çok şiddetli sallanıyor. Sarsılma esnasında beyin de kafatası içerisinde öne arkaya gidiyor. Bebeklerin beyinleri daha yumuşak, sıvımsı bir yapıda olduğu için beyindeki kan damarları ve sinir hücreleri kopuyor. Buna bağlı olarak da beyin kanaması ortaya çıkıyor. Bebeğin gözle görülür bir yarası olmamasına rağmen, beyin ve göz altı kanamala
|
|
|
| Çocuklarınıza 'Ben senin yaşındayken' diye başlayan cümleler kurmayın! | 2008-02-11 03:20:01 | İletişim, insanların birbirini dinlemesi, birbirleri ile konuşması ve birbirlerini anlamaya çalışmasıdır. Çocukla ilk iletişime girecek olan anne ve baba, çocuğuna bir model oluşturarak yaşam boyunca çocuğuyla bir paylaşım, bir etkileşim içinde olacaktır. Çocuğun kendi ayaklarının üstüne durabilmesi kendisi ve çevresi ile barışık olabilmesi, kendisini düzgün ifade edebilmesi ailesinin vereceği eğitime ve ailesi ile kuracağı sağlıklı bir iletişime bağlıdır.
Her aile içinde iletişim adına problemler olması kadar doğal bir şey yoktur. Önemli olan, problemlerin giderilmesinde anne-baba ve çocuğun da kaybetmeyeceği çözüm yolları bulunmasıdır.
Anne ve babaların çocukları ile konuşmalarındaki "Ben senin yaşında iken..." cümlesi ile başlayıp devam edegelen "Biz gençken çok çalışırdık", "Ben senin yaşında iken babamızın yanında konuşamazdık", "Ben senin yaşında iken dershaneye gidemezdik" vb. diyaloglar çokça yer almaktadır. "Ben senin yaşında iken..." cümlesi ile başlayan konuşmaların temel
|
|
|
| Engelli çocuk anneleri desteğe muhtaç | 2008-02-11 03:18:35 | Doç. Dr. Veli Duyan tarafından yapılan 'Grup çalışmasının engelli çocuğa sahip annelerin benlik saygısı ve yalnızlık düzeyine etkisi' konulu araştırmada, 12 anne ile bir araya gelindi. Doç. Dr. Duyan ve ekibi, çalışma içindeki ve dışındaki kadınların 'benlik saygısı' ve 'yalnızlık düzeyleri'ne ilişkin analizler yaparak, elde edilen istatistiksel sonuçları karşılaştırdı. Çalışmaya katılan 12 anneyi, 13 hafta boyunca haftada 1 gün, 2 saatliğine bir araya getiren ekip, kadınların sosyal ve psikolojik durumlarını gözlemledi. Zaman zaman duygulu anların yaşandığı, annelerin gözyaşlarına hakim olamadığı aktarılan raporda, toplantılardan 11'incisinde uygulanan yöntem dikkati çekti. Toplantıya katılan anneleri yanına çağıran ekip lideri, eline verdiği topu, üç denemede karşıdaki çöp kutusuna atmasını istedi. Topu kutuya atması halinde, grup üyelerinden istediği herhangi birine 'özel bir soru' sorma şansı veren ekip lideri, başarısız olması halinde 'özel bir sırrı'nı herkesle paylaşmasını tale
|
|
|
| Depresyonla nasıl başa çıkabilirim? | 2008-02-11 03:18:34 | Depresif belirtiler sağlıklı kişilerde de hayatın değişik dönemlerinde görülebilir. Depresyon ise tıbbî bir rahatsızlıktır. Ciddi bir depresyonun başlangıcından hemen sonra ya da rahatsızlık sırasında beyinde birçok biyolojik değişmenin olduğu bulunmuştur. Bunlar hormon sistemindeki bazı değişmelerle beynin kimyasal ve elektriksel etkinliğindeki bazı değişmelerdir.
Ancak beyindeki bu değişmeler kalıcı değillerdir. Rahatsızlık atlatıldıktan sonra biyolojik belirtilerin hepsi kaybolur ve depresyon geçiren kişinin beyni hayatının hiçbir döneminde böyle bir rahatsızlık yaşamamış kişinin beyninden ayırt edilemez.
Antidepresan ilaç tedavisi, psikoterapiler, elektroşok terapisi gibi birçok farklı tedavi yolu vardır. Bununla beraber depresyon bazı kişilerde tedaviyle iyileştikten sonra tekrarlamaktadır. Siz de sık depresif belirtiler gösterip ardından düzelen ya da sık sık depresyona giren kişilerden misiniz? Eğer öyleyse bilin ki depresyonla başa çıkmakta sizin de yapacağınız bazı şeyler
|
|
|
| Acıbadem'de spastisite konseyine alınan Zeynep için ümit doğdu | 2008-02-09 14:17:35 |
1995'te sorunlu bir operasyonla dünyaya gelen Zeynep, geçirdiği havale nöbetleri yüzünden zihin ve bedensel engelli olarak büyümüştü. Yardımsız yürüyemiyor, konuşamıyor, çevresini algılayamıyordu. Reyhan ve Aytekin Tunca çifti Zeynep'i çeşitli sağlık kuruluşlarına götürmüş, ancak tedavide ilerleme sağlanamamıştı. Ekonomik sıkıntılar yüzünden 7 yıldır doktor yüzü görmeyen Zeynep'in omurgasında eğrilik, dizinde ve ayağında yapısal bozukluklar vardı. Gazetemizde Zeynep'in hikâyesi yayınlandıktan sonra Acıbadem Hastanesi devreye girdi. Zeynep öncelikle Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr. Uğur Işık tarafından muayene edildi. Teşhis konulabilmesi için gerekli tahliller yapıldı; elektroensefalografi (EEG) ve bilgisayarlı beyin tomografisi (MR) çekildi. Hastane bünyesinde 15 günde bir toplanan spastisite konseyine alınan Zeynep'in durumu burada 8 doktor tarafından incelendi. Zeynep'in şu anki sorunları ve bundan sonra yapılması gerekenler ile ilgili bilgi veren fizyoterapist Dr. Özcan Kalkan, "Zeyn
|
|
|
| Probiyotik denen süt ürünlerinin çoğu gerçekten probiyotik değil | 2008-02-07 19:18:29 | Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürsoy, bu gıdaların sindirim sistemi rahatsızlığı görüldüğünde tedavi için mutlaka yenmesi gereken ürünler olmadığını belirtti. Bu ürünlerin günlük diyet içinde sağlıklı beslenmenin parçası olarak düzenli bir şekilde yenirse bağırsak sistemini düzenleyebileceğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Gürsoy, "Bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarını engelleyebilir ya da bazı durumlarda hastalık belirtilerini hafifletebilirler. Probiyotik süt ürünlerinin sağlığa yararlı özellikleri olduğunu söyleyebilmek ve bu konuda iddialı konuşabilmek için, içinde bulunan maya ve bakterilerin özelliklerinin bilimsel olarak ortaya çıkarılması ve bazı klinik besleme çalışmalarının yapılması gerekir. Bu bakımdan halihazırda ülkemizde her üretilen ve probiyotik süt ürünü etiketiyle satılan gıda maddesinin yararlı olduğunu söylemek oldukça hatalı olur." şeklinde konuştu. Türkiye'deki kanun boşluklarından dolayı ürünlerin gerçekten bahsedilen hayat
|
|
|
| Ebeveynleri sigara içenler kansere daha yatkın | 2008-02-06 03:18:44 | Anne ve babası sigara içen çocuklar birçok ciddi hastalığa yakalanma konusunda diğer çocuklara oranla daha büyük bir risk altında. Ev ortamındaki sigara dumanına maruz kalma tüm yaşlarda çocuk akciğer verimi ve fonksiyonunu bozuyor. Kirli sigara dumanı çocukluk astımının hem sıklığını hem de şiddetini artırıyor, sinüzit, rinit (nezle), sürekli öksürük ve geniz akıntısı problemlerini de alevlendiriyor.
Bursa İl Sağlık Müdürü İsmail Hakkı Çelik, anne karnında ve doğduktan sonra kullanılmış sigara dumanına maruz kalmış çocukların lösemi kanseri olma riskinin diğer çocuklara nispetle 10 kat fazla olduğuna dikkat çekti. Dr. Çelik, bu oranın astım için, 1,5, diğer solunum yolu hastalıkları için 2, ortakulak iltihabı için ise 8 kat olduğunu kaydetti. Çocukların yılda 30-80 adet arasında sigarayı farkında olmadan içtiğini ifade eden Dr. Çelik, anne karnındayken sigara içilen bebeklerin aniden ölme risklerinin de diğer çocuklara oranla 2 kat daha fazla olduğunu söyledi. Dr. Çelik, kanser ha
|
|
|